Önce Edirne’de bir kişi kendisine havlıyor diye, yolda giderken durup motosikletinden inip bir köpeğe pompalı tüfekle ateş etti. Ardından İzmir’de bir komiser yardımcısı karakolun beslediği bir köpeğe tabancasını doğrultup ateş etti. Ardından yine İzmir’de bir kedi katledildi.

 Nedir hayvanlara duyulan bu nefret? Onları öldürmek, zarar vermek ne katar ki bizlere? Ne oldu toplumumuza nasıl bu hale geldik? Millet olarak hep mi böyleydik? Tabii ki değildik. Birkaç örnekle nerden nereye geldiğimizi inceleyelim.

Türkler Orta Asya’dan beri hayvanlara ayrı bir değer verirlerdi. Besi hayvanları açıkta bırakılmaz çadırda beslenir, köpeğe ve kurda saygı gösterilirdi. Başka toplumlarda atlar sahipleriyle gömülürken atalarımız gömmez, sahibi ölünce onları besler, serbestçe yaşamalarına izin verirlerdi. Ölen atlara mezarlar bile yapılırdı. 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet tarafından çıkarılan fermanlarla; inşa edilecek yapılara kuşların barınmaları için oyuk ve tünekler eklenmesi zorunlu kılınmış, yabani veya sahipsiz hayvanlar için uygun yerlere temiz içme suyu yalakları yaptırılmıştır. Cami ve tekkelere kediler için barınak yapılıp her gün ciğer verilmesine karar verilmiştir. 1587 yılında; Osmanlı topraklarındaki yük hayvanlarına, taşıyabileceklerinden daha fazla yük taşımasını yasaklayan bir ferman çıkarılmıştır. Osmanlı ordusunda top veya yük arabaları çeken büyükbaş hayvanların, yaşlanınca kesilmemelerine ve ecelleriyle ölünceye kadar iyi bakılmaları için maaşa bağlanmalarına dair düzenlemeler yapılmıştır. 1700’lü yıllarda kurulan vakıflar tarafından, göçmen kuşlarla kedi ve köpeklerin tedavisi için birçok Osmanlı şehrinde hayvan hastaneleri yaptırılmıştır. 1856’da yük hayvanlarının Cuma günleri çalıştırılmayıp dinlendirilmesi, sahiplerinin dahi binmemesi karara bağlanmıştır. Sokaklardaki sahipsiz hayvanların, halk ve esnaf tarafından düzenli olarak beslenmeleri, parayla satın alınan kuşların azat edilmeleri Türk toplumlarında yaygın bir gelenekti.

Bir öğretmen arkadaşımın Denizli Domuz Deresi’nde yaşadığı bir olay ise akıl alacak gibi değil. Çevre sakinleri eğer burada sokak köpeklerini beslemeye devam ederse onları öldürmekle tehdit etmiş.

Kuşu ölmüş bir çocuğa baş sağlığına giden bir Peygamberin ( S.A.V. ) ümmetiysek eğer Dünya’nın sadece bizlere ait olmadığını bilmeli diğer canlılara da yaşama hakkı tanımalıyız.

Unutmayalım ki hayvanları sevmeyen insanları da sevemez. Hayvanların tek ihtiyacı olan şey sevgi, bunu onlardan çok görmeyelim.

Son olarak havalar artık ısınmaya başladı kapımızın önüne bir kap su, imkânımız varsa bir kap mama bırakmayı unutmayalım. Bir kap su, bir kap mama hayat kurtarır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.