Peki; deliliğin yolculukla ne ilgisi var?

Ortaçağ’da deliler gemilere bindirilerek kentlerden uzaklaştırılırmış. Deliler o tarihlerde kolaylıkla gezgin bir yaşama sahip olabiliyorlarmış. Avrupa’daki bazı kentler, özellikle Almanya, İsveç ve İngiltere delileri kent sınırlarının dışına istekle atıyormuş. Daha sonra o dönemde yaygın olan cüzam hastalığı az da olsa gerilemeye başlayınca cüzamlılar için kurulan miskinhanelerde boşalan yerler, tedavisi mümkün olmayan hastalar ve delilerle doldurulmuş.

Galiba gezginlerin ruhunda bu zorunlu sürgünün izi kaldığı için yolculuk yapanlara “DELİ” diyorlar.

Bulunduğumuz toplumda yaşamak nefes alabilmek, huzurlu bir sabaha uyanabilmek giderek zorlaşıyor. Hele ki kadın kimliğine sahipseniz, işler biraz daha karmaşık hale gelebiliyor. Bu karmaşıklığın içinde; cinsiyetini bir kenara bırakarak var olmaya çalışan, hayallerinin peşinden koşan yüzlerce deli var. Bu delilerin bazıları benim gibi yollarda tırmanışlarda hayat bulmaya çalışıyor.

Kendim bildim bileli duvarları reddettim, çerçevesi çizilmiş alanların dışına çıkarak kendi yaşam alanlarımı oluşturdum. Annemin beni tanımladığı “ASİ” ruhumla önce bulunduğum kentin sokaklarını, caddelerini arşınlamaya çalıştım. Yetmedi. İçimdeki sesi o merakı bir türlü susturamadım. Bir kere zincirlerimi koparmaya, özgürlüğün, ilerlemenin ne olduğunu anlamaya başladım. İlk zaman ki yolculuklarım birbirinden farklı şehirleri gezmekle, oraları keşfetmekle başladı. Durup oralarda yaşayan insanları incelemek, konuşulan farklı dillere tanıklık etmek, içinde bulundukları kültürü anlamaya çalışmak, içimdeki gezginin giderek büyümesini sağladı. Sonra şehirlerde dar geldi yetmedi. Bunun bir adım daha ötesi gerekiyordu ki, gezgin büyümeye devam etsin. Ve benim için doğaya çıkmak, tırmanışlara katılmak, çıkılabilecek her zirvenin tadını yaşamak gerekiyordu. Bende deliliğin ve asiliğin verdiği yetkiyle attım kendimi doğanın kollarına.

Hani bize deli diyorlar ya; çevremdeki bir grup insan bu tanımlamanın da ötesine geçerek yaptığımız yolculukları gereksiz ve aşırı yorucu buluyordu. Onlar açısından bakıldığında doğrudur. Sırtınızda 25-30 kilo çantalarla yürümek, yeri geldiğinde sıcaktan yeri geldiğinde soğuktan kavrulmak, çadırda uyumak, günlerce banyo yapamamak yorucu hatta sıkıcı olabilir. Ama onlar ve onlar gibi düşünenler bilmiyorlar ki; doğanın içinde gördüğünüz binlerce yıldızı şehirlerde bulamazsınız. Bütün Samanyolu elinizi uzatsanız dokunacağınız mesafededir. Hele gündüzün ve gecenin sesini dinlemek, bütün evrenin enerjisini duyabilmek, görüp görebileceğiniz bütün renklere şahit olmak. Algılarınız hiç olmadığı kadar açık olur, çevrenizde dönen her hareketi, her kıpırtıyı görürsünüz hissedersiniz. 4 odalı evler yerine 1,5 metrelik alanlarda vakit geçirmenin ne olduğunu anlarsınız.



Yüzünüzde yağmuru, ensenizde güneşi yaşarsınız. Ve karın ayaklarınızın altında çıkardığı sesi hiçbir yerde duyamazsınız. Bütün bu zorluklara katlanıp bütün bu güzelliklere tanıklık edip zirveye ulaşırsınız.



Yerküre ayaklarınızın altında, durup ona tepeden bakarsınız, bulutları aynı hizada bazen de altınızda görürsünüz. O an her şey durur zaman, mekan kavramı biter karnınızda kelebekler uçuşmaya başlar nefes alamazsınız. Hissettiğiniz duygunun tarifi yoktur. Kimine göre özgürlük, kimine göre başarmak, kimine göre de kanatlanıp uçmaktır. Ben kendi adıma ismini daha koyamadım. Aslında çokta önemli değil bir adının olması. Ben her seferinde o adı belli olmayan duyguya ulaşmaya çalışıyorum.


 

Bütün bu kilometreleri zirveleri düşündüğümde anlıyorum ki, sadece ayaklarımla yaptığım fiziksel yolculuklar değil bunlar. Aynı zamanda içimdeki yolları da yürüyorum. Beni ben yapan iyiliklerimi, kötülüklerimi, doğrularımı, yanlışlarımı kimsenin bilmediği odalarımı yeniden keşfediyorum. Hepsiyle yeniden yüzleşiyorum. Ve biliyorum ki bu yolculuklar devam edecek.

Bizi biz yapan aldığımız kararlar ve kendimize verdiğimiz değerdir. Ben kendimi her hangi bir yere ait hissetmiyorum. Onun için duraklarım var benim. Yürüyüp dinlendiğim hep bir sonrasını hayal ettiğim duraklar. Biliyorum ki daha gidilecek çok uzun yollar çıkılacak bol zirveler var. Ben hayallerimin, yollarımın peşinden koşmaya devam ediyorum. Hadi çıkın duvarlarınızdan, kurtulun sizi bağlayan zincirlerden, kim bilir belki bir gün sizinle de herhangi bir kilometrede yada bir durakta soluklanırız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.