banner255
28 Temmuz 2017 Cuma 03:54
Bakan Özhaseki uyardı: “2030 yılına kadar ciddi bir deprem var"

“2030 yılına kadar ciddi bir deprem bekliyoruz”

Türkiye’nin yüzde 71’inin deprem kuşağında oluğunu açıklayan Bakan Özhaseki, bu riski en yakından hissedecek ilin İstanbul olduğunu belirterek, “1939’larda Erzincan’dan başlayarak, 2 yıl, 3 yıl, 4 yıl ve 5 yıl aralarla Nikser üzerinden Abant’a kadar gelen ve Marmara’ya kadar gelen bir deprem kuşağı var. Birikmiş bir gaz var ve bir şekilde bu patlayacak ve dışarıya çıkacak. Bu belli aralıklarla birikiyor ve patlıyor. Bunun aralıkları şehirlere göre, mevkisine göre 30 yılda bir oluyor. Bazen 50 yılda bir oluyor. İstanbul’da 250 yılda bir olan var, 500 yılda bir olan var. Tüm bunların ortalamasına bakıldığı zaman hocalarımızın ortalamasını söylüyorum. 2030 yılına kadar ciddi bir deprem var. Bu yarın sabah ta olabilir, Allah korusun, Ama 12-15 yıl sonra da olabilir. Şimdi bu gerçeklik ışığında bizim bunu beklememiz söz konusu olamaz. ‘Allah vermesin’ demek, ‘Kader’ demek asla bizim tavrımız olamaz” dedi.

“99 öncesi yapılan binalar risk altında”

İstanbul’da biliyoruz ki; özellikle son yıllarda yoğun bir yapılaşma var. Belki de 1950’li, 60’lı, 70’li, 80’li yıllarda yapılanları kastederek söylüyorum, binaların hepsi risk altında.99 öncesinde yapılan binaların tamamı risk altında. 99’dan sonra yapılanlar yeni deprem yönetmeliğine göre yapıldığı için biraz daha sağlam gözüküyor. Ama 99 öncesi yapılanların hepsi eski yönetmeliğe göre yapıldığı için ve deprem güncellemesi olmadan yapıldığı için müthiş bir risk taşıdığın da biliyoruz. Eğer 3,5-4 milyona yakın İstanbul’da bir yapı stoğu varsa, bunun neredeyse yüzde 25’i, 30’özellikle sahillerde Avcılar tarafından başlayan kesim büyük bir risk taşıyor. Geçtiğimiz günlerde Belediye Başkanı arkadaşları bunları tek anlattığım gibi Kentsel Dönüşümden nasıl istifade edeceklerini de anlattım. Dedim ki ‘Deprem geldiği zaman A partili, B partili demez, kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk demez en sevdiklerimizi götürür” dedi.

“Hazırlık yapmazsak bizi bir felaket bekliyor demektir”

Türkiye genelinde 500 bin binada dönüşüm yapılacağını, bunların 200 binini İstanbul, 300 binin ise Anadolu’da olduğunu belirten Bakan Özhaseki, “Bizim yapmaya çalıştığımız şu. Sayın başbakanımıza dün yine arz ettim konuşu. Sağolsun o da çok sıcak ilgi gösterdi. Bu yasaların bir an önce çıkması için de ilgili arkadaşlara emir verdi. Meclisin çalışma aritmetiği içerisinde müthiş bir çalışma yapılacak. Bu yasalar çıktıktan sonra da hedefimiz Türkiye çapında 500 bin binanın dönüştürülmesi. 15 yıllık bir hedef koyduk. 7,5 milyon Türkiye’deki binanın dönüşümünü hesaplıyoruz. Bu İstanbul’da ne kadar? Yıllık 200 bin gibi İstanbul’da hedef koyduk. Bunların 200 bini İstanbul, 300 bini Anadolu. Bunun kendine has finansman modellerini, rezerve alan konusundaki sıkıntıları aşacak formülleri, yasal altyapıdaki eksiklikleri tek tek tespit ettik. İnşallah bunlar çıkar ve gelecek yıl İstanbul’dan başlayarak tüm Anadolu’ya bu kentsel dönüşüm işini yayarız ve biz de kendimizi görevimizi yaptığımız şu bakanlık itibari ile görevini yapmış bir insan olarak huzurla ayrılırız diye düşünüyorum. Düşündüklerimizi gerçekleştirebilirsek Türkiye’yi deprem’e hazır hale getireceğiz. Hazırlık yapmazsak Allah korusun bizi bir felaket bekliyor demektir” dedi.

“100 yılda deniz suyu 19 santimetre yükseldi”
Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhakesi, çevre tahribatı ile ilgili yaptığı açıklamada, zamansız, mevsimsiz, garip bir takım tabiat olaylarının vukua gelmesinin, sellerin, yangınların, toprak kaymalarının insanoğlunun karşısına çıkmasının tek sebebinin insanoğlunun tabiatı tahrip etmesi ve bozmasından kaynakladığın açıkladı. Bakan Özhaseki, “Yapılan tespitlerde son 100 yıl içerisinde dünyadaki deniz suyu 19 santimetre yükselmiş. Atmosferdeki karbon salgını yüzde 42 artmış. Aynı zamanda toprak üzerindeki ısı da bir derece artmış. Bilim adamları diyor ki; eğer bu 3-4 dereceye çıkarsa, hatta ikiye yaklaşırsa, bir felaket ile karşı karşıya kalırız. Birçok canlının hayatı son bulabilir. Bunu 2 seviyesinde tutmak lazım. Daha da artmaması lazım” dedi.
 

“Çin ve Hindistan dünya kirliliğinin yüzde 25’ine sahip”
Dünyayı kirleten ülkeler sıralamasına da değinen Özhaseki, “Dünyayı kirleten ülkeler sıralamasında kimler var derseniz, Çin ve Hindistan yüzde 25’lerle birinci geliyorlar. Hiç umurlarında değil. Basıp devam ediyorlar. Her türlü yatırımı yapıyorlar. Dünya kirlenirmiş, atmosfer mahvolurmuş, canlıların hayatı son bulurmuş dikkat bile etmiyorlar. Ardından Amerika geliyor yüzde 18’lerle. Dünyayı kirleten ülkeler sıralamasında bunlarından ardından şaşıracaksınız yüzde 15’lerle Avrupa Birliği Ülkeleri geliyor. Türkiye’nin kirlettiği oran ise yüzde 0,7. Bu halde iken biz büyük bir çaba içindeyiz. Çünkü biz bu işi adeta bir ibadet gibi görüyoruz” dedi.
 

“Yatırımları çevreye zarar vermeden yapacağız”
Türkiye’nin büyüyen bir ülke olduğunu ve yatırımları yaparken, çevreye zarar vermeden ve tahrip etmeden yapacaklarını belirten Özhaseki, “Bakanlık olarak bir hedef koyduk. 2023 yılına kadar evlerden dışarı atılan bütün kirli sular tamamıyla temizlenecek. Her sene 150-200’e yakın arıtma tesisi yapılıyor programa aldık. 20223’te tamamen bitmiş olacak. Katı atık depolama alanları da böyle” dedi.
 

Muğla’daki SİT alanları tespiti
Muğla’da197 adet doğal SİT tespitinin bulunduğunu belirten Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Bunları son olarak 31 bölgeye ayırdık biz. Derecelendirmede bir çaba içerisindeyiz. Ekolojik olarak bir bilimsel rapor hazırlıyoruz. Buradaki vatandaşlarımızın aklına şu gelmesin. ‘Bunlar derecelendirmeyi değiştirerek, yatırımlar diyerek tabiatı tahrip edecek bir ortama geliyor’ asla böyle bir şey olamaz. Asla. Çok net söylüyorum. Çok önceden yapılmış, tahmini olarak, yüzeysel, dışarıdan bakıp, şurası Sit bölgesi olsun denilerek yapılmış, bu bir olsun, bu iki olsun denilerek bilimsel bir tabana dayanmadan yapılan bu tespitler bir müddet sonra çevredeki halkı da rahatsız ediyor, vatandaşı da rahatsız ediyor. Ev yapamaz hale getiriyor toprağına ve en tabu hakkını da kullanamaz hale getiriyor. Mülk sahiplerini de canından bezdiriyor. Böyle bir kötülüğün de mutlaka önlenmesi lazım. Ekolojik temeli olan, bilimsel bir rapor hazırlanıyor. Biz bu raporları hala onaylamadık. Bu raporlar bittiğinde buraya gelerek bu insanlarla paylaşacağız. Hiç kimse endişe etmesin bundan. Birinci derece dediğimizi alanları kesin korunacak olanlar olarak ayırıyoruz. Oraya asla zarar verdirmeyiz, kimseyi sokmayız ve oranın tahrip olmasına izin vermeyiz. Özel şahıs mülkiyeti varsa kamulaştırırız orasını. Bunu net söylüyorum. İkincisi 2’nci derece SİT diye tarif ettiğimiz iş ise nitelikli koruma alanları olacak. Burada sadece günübirlik küçük bungalov gibi ihtiyaç giderilecek tesislerin yapılmasına izin vereceğiz. Bunun dışında herhangi bir tesise yine izin verilmeyecek. Bir de sürdürülebilir olanlar var. Buralarda tesis yapılabilir, oteller de yapılabilir, ticari mekânlar da yapılabilir. Oradan herkes yararlanabilir ve turizm de gelişir. Bunların çalışması devam ediyor” dedi.

İHA

Son Güncelleme: 28.07.2017 22:35
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.