Her sene başı gazetelerde, internet sitelerinde, televizyonlarda şöyle başlıklarla karşılaşırız. Eğitim-öğretim yılı başladı. Bu sene de 2015-2016 Eğitim ve Öğretim yılına başlayacağız. Peki, ama eğitim ne demek öğretim ne demek. Bu kavramların anlamlarını yeterince biliyor muyuz?

                Eğitim sistemimizde eğitim kelimesi öğretimden önce gelse de ne yazık ki toplulumuz öğretimi eğitimin önüne geçirmiş durumda. Aileler için eğitimden çok öğretim ön planda. Eğitim ailede başlar. Doğrudur. Ama onu şekillendirecek olan okuldur, öğretmenlerdir. Ülkemizde genelde çocukların günleri sabah 7’de okulla başlıyor, okuldan çıkınca etüt merkezlerinde devam ediyor. Çocuğun eve gelmesi akşam 6 veya 7 oluyor. Saat 9 gibi de yatıyorlar. Yani sizin üç saat geçirdiğiniz çocuklarınız günün 10-11 saatini öğretmenlerle eğitim yerlerinde geçiriyorlar. O halde bazı seçimlerde kriterlerimizi değiştirme zamanı gelmedi mi sizce de?

                Bu aralar bol bol telefon alıyoruz. Hocam çocuğum okula başlayacak, tanıdığınız bir öğretmen var mı? Beklentiniz nedir diye soruyorum. Genelde benzer cevaplarla karşılaşıyorum. “ Hocam, benim çocuk demedikçe çalışmaz, bol ödev veren bir öğretmen olsun.” Veya duyuyorsunuzdur tanıdıklarınızdan. “Bizim çocuk okumaya geçti” diye, daha Kasım ayı olmadan. Ne yazık ki toplumuzda yanlış bir kanı oluşmuş. Çocuk ne kadar çabuk okuma yazmaya başlarsa o kadar zeki, öğretmen o kadar iyi…

                Oysa yeni müfredat çocukların daha çok psikomotor becerilerinin gelişmesini hedefliyor. Müzikli oyunlar ve çizgi çalışmaları yapılması gerektiğini belirtiyor. Okuma yazmanın ise yılsonuna yakın bir zamanda öğrenilmesi planlanıyor. Ama velilerin baskısı ve öğretmenler arası rekabetten dolayı bir türlü uygulanamıyor.

Almanya’da bir Lise Müdürü, her eğitim öğretim yılı başında öğretmenlerine şu mektubu gönderirmiş.


“Bir toplama kampından sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü. İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar. Eğitimden bu nedenle kuşku duyuyorum.
Sizlerden isteğim şudur. Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma, matematik, çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak o zaman önem taşır.”

Evet çocuklarımız mükemmel bir öğrenim alabilir ama bunu kötü yerlerde kullandıktan sonra ne kıymeti var ki… Bizler çocuklarımızın ne kadar çabuk öğrendiğine değil günaydın diyebiliyor mu? Büyüklerine saygı duyuyor mu? Kendinden küçükleri ve acizleri koruyor mu? Yaşıtlarına karşı saygılı mı? Biraz da bu yönlerine bakmalıyız diye düşünüyorum. Elbette öğretimi bir köşeye atmayacağız derslere verdiğimiz önem kadar ahlaka da önem vermeliyiz. Eğer toplumdaki gençlerin davranışlarından şikâyetçiysek, insanların birbirine karşı davranışlarından hoşnut değilsek bir an önce eğitime gereken önemi vermeliyiz. Öğretime gösterdiğimiz ilgiyi lütfen eğitime de gösterelim.

Hepimizin dediği gibi Eğitim Şart!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.