17 Mart 2020 Salı 14:43
"Coronavirüs sağlığımızla birlikte ekonomimizi de tehdit ediyor"

Bu görevin sadece kamuya düşmediğini; Krizden ekonomik çıkışı mümkün olan en az hasarla gerçekleştirebilmek için bir an evvel bu konuyla ilgili ulusal ölçekli kamu politikalarının açıklanmasını beklediklerini vurgulayan GESİFED Yönetim Kurulu Başkanı Av. Aysun Nalbant "Virüs ile başlayan sosyal krizin, ülkemiz ekonomisine olası zararlarını en aza indirgemek üzere, ulusal kamu politikaları paralelinde bir an evvel kolektif çalışmalara da başlanmalıdır. Ekonomide doğru kriz yönetimini sadece kamuya özgü bir sorumluluk değildir.  Kamu-özel sektör-finans sektörü- iş dünyası-medya ve sivil toplum kuruluşlarının birleşerek ortak aksiyon planları yapması ve hayata geçirmesi gerektiğine inanıyoruz. 

Çatı Örgütümüz TÜRKONFED dün yaptığı basın açıklamasında kriz sürecinde hükümetimiz ve kamu kurumları ile ortak aksiyon almaya ve katkı vermeye hazır olduğunu ifade etmiştir. Biz de GESİFED olarak Güney Ege Bölgesi için oluşturulacak bir kamu-özel sektör-medya-STK lar konsorsiyumunda, tüm kaynaklarımızla işbirliğine hazır olduğumuzu ifade etmek isteriz." dedi.

Nalbant açıklamasını şöyle sürdürdü;

"Ülkemizde ekonomik sarsıntılar sonucu işsizlik rakamlarının giderek yükseldiği dönemde, dünyayla birlikte pandeminin etkisi altına girdik. Coronavirüs salgını sebebiyle halk sağlığı hayati önemdedir. Ancak ulusların ve kişilerin ekonomik varlıklarını sürdürebilmesi de, önem sırasında ilk sıralarda yer almaktadır. Haklı sebeple dillendirilen “evde kal” uyarılarının doğal sonucu olarak, piyasa çarkları son derece yavaşlamıştır. Hırçın gıda alışverişlerini saymazsak, neredeyse tüm sektörlerde tüketim ve üretim hızla azalmaktadır. Bu durum, büyük ölçekli işletme-kobi-serbest meslek grupları vb ayrımı yapmadan tüm kesimleri olumsuz etkilemektedir. İçinde bulunduğumuz ay vergi ayıdır, ticaret neredeyse durma noktasındadır ve fakat hiçbir ödemeyi bekletmek mümkün değildir. Bu durumdan evveliyetle ve en ağır etkilenecek olanlar yine KOBİ lerdir. Bu sebeple hem ulusal hem bölgesel ortak akıl politikaları ve uygulamalarıyla, krizin ekonomik göstergeleriyle savaşmaya başlamalıyız.

Coronavirüs sınavına tabi olan tüm ülkelere bakıldığında, Türkiye sağlık teşkilatının olağanüstü gayretle çalıştığını izlemek memnuniyet ve güven vericidir. Ne var ki alınan önlemlerin çoğunun halk sağlığı ile ilgili oluşu, sosyo-ekonomik önlem paketlerinin açıklanmasında ve uygulamaya başlanmasındaki gecikmeden tedirginiz.

Salgının yarattığı ciddi ekonomik etkiyle ilgili bir an evvel kesin ve etkili, sosyo-ekonomik tedbirleri görmek isteriz. Türkiye’de faaliyet gösteren işletmelerin olumsuz etkilere karşı hazırlıklı olması ve bunları asgari düzeye indirmesinde dikkate alınacak kısa ve orta vadeli stratejilerin ivedilikle hayata geçirilmesi, kritik önem taşımakta.

Öte yandan sürecin sosyal sorunlar doğurduğu da muhakkaktır. Halk faydasız panik havasıyla ya da alışılmış rahatlıkla süreci geçirmemeli, bilinçlendirilmelidir. Halkı paniğe sürüklemek üzere asılsız söylenti ve paylaşımların, bizi meselenin odağından uzaklaştırdığına, doğru bilginin ilgili kurumlar ve medya aracılığıyla yerinde ve zamanında akışının önemine inanıyoruz.

Bu noktada, hükümete olduğu kadar iş dünyası örgütlerine, tüm işletmelere ve iş dünyası liderlerine de önemli görevler düşüyor. Sosyo-ekonomik tedbirlerin alınması, hükümet ve iş dünyasının ortak hareket etmesi ve örnek uygulamaların paylaşılması, yaşanan krizin etkilerinin en aza indirilmesine yardımcı olacaktır.

Nitekim 11 Mart 2020 itibariyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ‘pandemi’ ilan edilen COVID-19’un yayılım gösterdiği Avrupa ülkelerinde, hükümet ve iş dünyasının ortak hareket ederek etkinin en aza indirilmesinde ortak bir akıl platformu oluşturdukları gözlenmekte. Virüsle sosyo-ekonomik mücadele için Dünya Bankası (12 milyar dolar), Avrupa Birliği (28 milyar dolar) ve Uluslararası Para Fonu -IMF (50 milyar dolar)ilk adım kaynaklarını açıkladı. Bu kaynakların doğru kullanılması açısından, Türkiye, iyi bir “işbirliği modeli” geliştirmelidir. Gönüllük esasıyla çalışma ülkemizin belirgin karakterlerindendir. Bu sebeple özellikle STK ların, iş insanlarının, işverenlerin ve çalışanların bilinçlendirilmesi çalışmalarında aktif olmasında yarar bulunmaktadır.

Bu vesile ile, Güney Ege Bölgesi şehirleri için oluşturulacak işbirliklerine, tüm kaynaklarımızla değer katmak konusunda hazır olduğumuzu bildiriyor, ulus olarak birlikte bu dönemi atlatacağımıza inanıyoruz."

Son Güncelleme: 17.03.2020 14:52
Anahtar Kelimeler:
Aysun NalbantGESİFED
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.