banner255
Editör
Editör
23 Kasım 2015 Pazartesi 13:50
AGD: Bayırbucak Türkmenleri Kınama Değil Kurtarılma Bekliyor

 Öztürk, Selçuklunun ve Osmanlının ümmete emaneti olan Bayırbucak Türkmenleri’nin Rusya’nın havadan ve denizden, İran, Irak, Afgan ve Lübnan milis güçlerinin desteğiyle Esed’e bağlı Suriye ordusunun karadan yürüttüğü acımasız saldırılarla tarihten silinme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Müslümanların hac yollarında güven ve emniyeti sağlamak amacıyla Hama, Humus, Rakka, Şam ve Lazkiye’ye yerleştirilen Suriye Türkleri’nin tarih boyunca başta hac yolcularının güvenliğini sağlamak ve Haçlı orduları ile savaşmak gibi pek çok önemli görevleri ifa ettiklerini belirten Öztürk, "Tarih boyunca Arap sosyalizmi tarafından asimilasyona tabi tutulan Türkmenler, dillerini ve kültürlerini kaybetmemek için büyük zorluklar içinde yaşam mücadelesi vermişlerdir. Hatay, Gaziantep, Kilis, Adana, Kayseri’de akrabaları bulunan ve bölgedeki sayısı 100 binleri bulan Bayırbucak Türkmenleri 15 günden beri havadan ve denizden Rus, İran, Irak, Afgan ve Lübnan destekli Esed ordusunun karadan başlattığı saldırılar sebebiyle kendilerine yardım ulaşmadığı takdirde topyekun bir soykırımla karşı karşıyadırlar" ifadelerini kullandı.

"İKİSİ DE IŞİD KARŞITI, İKİSİ DE PYD YANLISI"
Sadece DAEŞ’e karşı operasyon amacıyla Suriye’ye Hava Kuvvetlerini gönderen Rusya’nın içlerinde herhangi bir IŞİD militanını barındırmadıkları halde saldırılarında Bayırbucak Türkmenlerini ve sadece Esed muhaliflerini hedef almalarının son derece manidar olduğunu vurgulayan Öztürk, "Diğer taraftan yeryüzünün iki jandarması orak bilinen ABD’nin Esed karşıtı ve Rusya’nın Esed yanlısı olduğu bilindiği halde ikisinin de IŞİD karşıtlığında, ikisinin de PYD yandaşlığında birleşmeleri de son derece düşündürücüdür. Bugün ABD’nin ve Rusya’nın Suriye’de bulunmaları Esed’in daha da güçlenmesini ve kalıcı hale gelmesinden başka bir işe yaramamaktadır" dedi.

"ABD VE RUSYA SİYONİZMİN UŞAĞI"
ABD ve Rusya’nın birbirlerine karşı düşmanlıklarının değişken olduğuna dikkat çeken Öztürk, "Merhum Erbakan Hocamızın ifadesiyle her ikisi de Siyonizm’in uşağıdır. ABD ve Rusya tıpkı bir timsah gibidir. Timsahın üst çenesi Amerika alt çenesi ise Rusya’dır. Kuyruğu İsrail, gövdesi bir takım Müslüman ülkelerinin işbirlikçi yöneticileridir. Her ikisinin ortak düşmanları Müslümanlar, dostları ise çıkarlarıdır. Her ne kadar dünya kamuoyu önünde işgaller ve savaşlar konusunda ’it dalaşı’ yapar gibi görünseler de birbirlerini asla ısırmazlar" ifadelerini kullandı.

"İDEOLOJİLER DÜŞMANSIZ YAŞAYAMAZ, YENİ DÜŞMAN İSLAM"
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’ın söylediği, "Sovyetler birliği dağıldı ve düşman olmaktan çıktı. Oysa ’Düşmanı olmayan ideoloji yaşayamaz. Bizim yaşayabilmemiz için onun yerine mutlaka yeni bir düşman koymamız lazımdır. Bu yeni düşman da İslam’dır" sözünü hatırlatan Öztürk, şunları kaydetti:
"Sözü bile biz Müslümanları uyandırmadı. Aksine İslam düşmanlarının işlerini daha da kolaylaştırma adına hep birbirlerinin boynunu vurmak için acımasızca mücadele ettik. Ne körfez savaşı ne ABD’nin Irak işgali ne Libya’nın hali ne Mısır’ın pür melali ne de Suriye’de beş yüz bine yakın insanın hunharca katledilmesi ve 5 milyondan fazla Suriyelinin muhacir konumuna düşürülmesi akıllarımızı başımıza getirmedi. Kurtuluşu inanç değerlerimizde arama yerine, cellatlarımızın insafında arama gayreti içine girdik."

"BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİ KINAMA DEĞİL, KURTARILMA BEKLİYOR"
İslam coğrafyasında olup bitenleri kınamanın çözüm getirmediğini vurgulayan Öztürk, şöyle devam etti:
"Sivil toplum kuruluşları olarak Irak’ın işgalini, Kaddafi’nin devrilmesini, Libya’nın yıkılmasını birlikte kınamadık mı? Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin darbeyle görevden uzaklaştırılmasına, Bangladeş’te Cemat-i İslami liderlerinin bir bir idam edilmesine birlikte karşı çıkmadık mı? Esed’in kendi halkına karşı işlediği katliamları birlikte lanetlemedik mi? Sonuç biz kınamaya zalimler zulmünü işlemeye devam ettiler. Artık sözün bittiği, bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız. Kınamak halkın ve kanaat önderlerinin işi, zulmü önlemek ve ölümlere engel olmak ise devletlerin görevi ve sorumluluğudur. Geldiğimiz noktada devletimizden kınama değil soydaşlarımızın can ve mal güvenliğinin sağlanmasını bekliyoruz.
Şu hadisi şerifi hatırlayalım. Peygamberimiz: ’Bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle, elinizle gücünüz yetmiyorsa dilinizle gideriniz. Ona da gücünüz yetmez ise kalbinizle buğuz ediniz.’ Elle düzeltmenin devletin, dille düzeltmenin alimlerin, kalben buğuz etmenin de bunun dışında kalanların işi olduğu ifade ediliyor. Ne yazık ki ne İslam ülkelerinden ne de insanlık aleminin nizamını sağlamakla mükellef olan Birleşmiş Milletlerden (BM) savaşların önlenmesi, göçlerin durdurulması adına elle kötülükleri önlemek için ciddi bir adımın atıldığını görmek mümkün olmuyor."

"ÜLKELERİ İŞGAL EDEN KATİL DEVLETLERLE BOMBACI TERÖRİSTLER AYNI"
Ankara’nın göbeğinde, Fransa, Mali, Suruç, Gaziantep ve Reyhanlı’da teröristlerin tarafından masum insanları hunharca katleden teröristlerle şu an Bayırbucak Türklerinin tepesine denizden, havadan ve karadan bomba yağdıran katillerin birbirinden farkı olmadığını belirten Öztürk, "Çıkarlarını Müslümanların ölümünde, İslam coğrafyasının parçalanmasında gören ülkelerin terörü önlemesi mümkün müdür? IŞİD, PKK, PYD gibi terör örgütleri İsrail’in Ortadoğu’daki varlığını sürdürebilmesi için ortaya çıkarılan başta ABD olmak üzere terörist devletlerinin beslemeleridir. Şunu iyi bilelim ki kurtuluş İslam’da ve İslam kardeşliğindedir. Ya kardeş oluruz kurtuluşa ereriz. Ya da cellatlarımızın insafına sığınarak zillet içinde ölümümüzü bekleriz. Şimdi hükümete düşen görev tıpkı Süleyman Şah Türbesi’ni alıp getirdiği gibi ya kardeşlerimizi savaşın ortasından çekip almalı ya da ne pahasına olursa olsun onların yok olmaması için gereğini yerine getirmelidir. Allah bütün İslam camiasına önce hidayet ve dirayet versin" açıklamalarında bulundu.

Son Güncelleme: 23.11.2015 14:02
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.