banner255
19 Kasım 2014 Çarşamba 13:28
KADINIZ! KADIN BAKANLIĞI İSTİYORUZ!

Sağlık Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Denizli Şubesi Kadın Sekreteri Nevsun Demiray, 25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde Mirabel kardeşleri katleden zihniyetinin bir benzerinin bugün kadınların yaşamının her alanını denetleme çabasının içersinde olduğunu söyledi.

 

2014 yılında 240 kadın erkek şiddeti ile öldürüldü

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü nedeniyle SES Denizli Şubesi Kadın Sekreteri Nevsun Demiray yaptığı basın açıklamasında, ülkede her gün beş kadının öldürüldüğünü, yüzlerce kadının şiddete maruz kaldığını belirterek, “Savaştan dolayı topraklarını terk etmek zorunda kalan binlerce kadın, gittikleri yerlerde sistematik şiddetin birincil hedefi olmaya devam ediyor.  Kadına yönelik şiddet ve kadının bedeni, kimliği ve emeği üzerindeki baskı her geçen gün artıyor.

2014 yılının başından bu yana ülkemizde 240 kadın erkek şiddeti ile öldürüldü. Çok sayıda kadın işyerlerinde, evlerinde, sokaklarda erkek şiddetinin farklı biçimlerine maruz kaldı. Çocuk istismarı son derece korkunç boyutlara ulaştı ve nefret cinayetleri yaygınlaştı.

Kadına yönelik şiddete ilişkin rakamlar ve her gün beş kadının hayatını kaybediyor olması ülkede kadına yönelik sistematik bir şiddete, çok önemli, ihmale gelmez bir sorunun varlığına işaret ediyor. Kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için derhal harekete geçilmesi gerektiğini ifade ediyor.” Dedi.

 

Siyasi iktidarın, bu cinayetleri ve şiddeti önlemeye yönelik bir çaba içinde olmadığını belirten Demiray, “siyasi iktidar, şiddeti sıradanlaştırmaya çalışıyor. ‘Namus,’ diyor; ‘ahlak,’ ‘edep’ diyor, kadın çocuk doğursun, daha fazla çocuk doğursun, kocasının ya da babasının himayesinde yaşasın diyor. Kadın erkek eşitliğinin nasıl sağlanacağına, kadın üzerindeki baskıların nasıl azaltılacağına, nitelikli kadın istihdamını nasıl artıracağına ve nefret cinayetleri ve kadına yönelik her türlü şiddeti nasıl ortadan kaldıracağına değil de kürtajı nasıl önleyeceğine ve boşanma oranlarını nasıl azaltacağına, aileyi nasıl koruyacağına kafa yoruyor. Kendisi gibi düşünmeyen, yaşamayan herkese saldırıyor, diğerlerini de kendi gibi olmayanlara karşı aynı tutum içinde olmaya teşvik ediyor.

Öte yandan  hazırlanan 2015 bütçesi ile kadınların ekonomik,sosyal ve siyasal alanda karşılaştıkları cinsiyet ayrımcılığı pekiştirilmektedir.Bu bütçe kapitalizmin beden ve yeni işgücü rejimi oluşturma politikalarının izlerini  taşımaktadır. Bu bütçe kadınları yok sayan savaş ve sermayenin bütçesidir.” dedi.

 

Ortada bu kadar çok sorun var; ama bu iktidarın bir kadın bakanlığı yok. 

2011’de “Biz muhafazakâr demokrat bir partiyiz. Bizim için aile önemli” diyerek Kadından  Ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın isminden kadın kelimesinin silindiğini belirten Demiray açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “Bu bakanlık var olanın da gerisine düşen bir biçime Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na dönüştürüldü. Bizler biliyoruz ki kadınlar en çok eşleri, eski eşleri, babaları, ağabeyleri ve yakın akrabaları tarafından öldürülüyor. İktidar tarafından her gün yeniden üretilen bu kutsal aile miti biz kadınların hayatını tehdit etmeye devam ediyor. 

Biz, kadını aileden azade ele alabilen, adında Kadın olan, kadın için ve kadın erkek eşitliğini güçlendirmek konusunda politika üretmekle görevli olan bir Bakanlığımız olsun istiyoruz. Toplumda kadınlıkların var olduğu düşüncesini dışarıda bırakmayan, kadınlardan  gelen taleplerin politikasını oluşturup bunların devlet politikasına dönüşmesini sağlayacak  resmi mekanizmaların oluşturulmasını  talep ediyoruz.

Ama kadının ismine dahi tahammülsüzlüğe işaret eden ve muhafazakâr demokratlığın bir gereği olarak düzenlendiği ifade edilen bu bakanlık sadece kadınları yok saymakla kalmıyor, aynı zamanda Bakanlığın adında kalan “sosyal politika” meselesini de sorunlu hale geliyor. Aile politikalarıyla sosyal politikaların aynı bakanlık çatısı altına toplanması sadece kadının değil, aynı zamanda çocukların, yaşlıların, engellilerin ve yoksulların da ailenin sorumluluk alanına atıldığının bir göstergesi.

Biz KESK’li kadınlar olarak; şiddetsiz bir toplum, eşitlik ve adalet taleplerimize sahip çıkarak; şiddetin her türlüsüne; savaşa, tacizlere, tecavüzlere, istismarlara ve katliamlara sessiz kalmayarak; yaşamın her alanını dönüştürme çabamızla, bugün bir kez daha birilerinin bize bahşetmesini beklemeden, haklarımızı almak için buradayız.

Bir kadın bakanlığı istiyoruz.

Bizi gören, bizim taleplerimizi esas alan politikalar yapılsın ve hayata geçirilsin istiyoruz.

Toplumsal  cinsiyet eşitliğine dayanan  bir bütçe oluşturulmasını talep ediyoruz.

Erkek adalet değil, gerçek adalet istiyoruz.

KESK'li kadınlar olarak bizi eğitim, sağlık, hukuk ve istihdam politikaları ile geleneksel kutsal aile mitleriyle kuşatma çabasında olanların emeğimiz ve bedenimiz üzerinde kurmaya çalıştığı denetimine karşı çıkmaya; örgütlenmeye, değiştirmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz.”

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.