Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın TBMM 15 Temmuz Darbesini Araştırma Komisyonu'na gitmeyip, 10 soruya yazılı cevap vermesinden başlayalım.

Rapor taslağının açıklanmasından sonra gönderilmesi ilginç!.. Mutlaka Meclis ve Karargâh arasında iletişim olmuş ve ne zaman gönderilebileceği bildirilmiştir. Komisyonun, Akar'ın cevaplarını beklemeden taslağı açıklamasının sebebi; 27 Mayıs'ın yıldönümüne getirme arzusu mudur, yoksa Akar'ın cevaplarının rapora herhangi bir etkisinin olmayacağının bilinmesi midir?

Akar'ın cevaplarına geçelim.

Uzun uzun MİT'ten gelen istihbarat, “Müsteşara yönelik bir operasyon” şeklinde olsa da “daha büyük bir planlama olabileceği” şüphesiyle her türlü önlemin alındığını anlatıyor.

-Zekai Aksakallı'nın Tespitine Cevap Yok-

Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı mahkemeye özel oturumda verdiği ifadede, “TSK’da kriz ve olağanüstü durumlarda ilk haber alınır alınmaz tedbir olarak ‘personel kışlayı terk etmesin emri’ verilir. Birlik komutanları kışlalarında mesaiye devam edilir. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır. Uygulansaydı darbe girişimi baştan açığa çıkardı” demişti.

Şimdi soralım; Personel kışlayı terk etmesin emri neden verilmedi?

Akar'ın, o gün MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Erdoğan'ın Koruma Müdürünü arayıp, bilgi verdiğini anlatmasına karşın, kendisinin Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım veya özel kalemlerini niye aramadığı sorusunu “es” geçmesine dikkat çekip, devam edelim.

TSK'daki “FETÖ yapılanmasıyla” ilgili MİT ve Emniyet'ten detaylı bilgi aldıklarını söylüyor. Oysa önceki Genelkurmay Başkanı Necdet Özel kendilerine MİT ve Emniyet'ten herhangi bir somut bilgi-belge gelmediğini, isimsiz-imzasız ihbar mektuplarıyla bir şey yapamayacaklarını açıklamış, bu sözleri de Erdoğan'ın tepkisine yol açmıştı.

MİT, Emniyet hemen hemen aynı. MİT Müsteşarı aynı. Özel zamanında bulamadıkları bilgi ve belgeleri sonradan nasıl buldular? Veya Özel'den esirgedikleri bilgi ve belgeleri neden Akar'la paylaştılar?

Akar'ın şu ifadesine de dikkat:

“Genelkurmay Başkanlığı görevine başladığım günden itibaren etkili ve süratli kararlar alınmasına çalışılmıştır. Bu konuda Kuvvet Komutanlarına ve ilgili personele müteaddit emirler tarafımdan verilmiştir.”

Faturayı önceki dönemlere kesmesi bir yana, bu nasıl “etkili ve süratli karar alma”dır ki, darbe kendi döneminde yaşandı?

-Namaz İçin Eşofman Giymesine İzin Verdiler mi?-

Akar, bir başka soruya cevabında yine detaylı şekilde makamında nasıl derdest edildiğini anlatıyor.

Karargâhı basan Özel Kuvvetler'den “ürkütücü yüzlü” Albay Fırat Alakuş'un, “Bir Genelkurmay Başkanının derdest edilmesi düşünülecek şey değil” demesini geçelim.

Akar'ın “kalbi” olarak nitelendirdiği öne sürülen Mehmet Dişli Genelkurmay çatı davasında bugün anlattı; Akar o gece abdest tazelemiş, namaz kılmış. Dahası özel kalemde görevli astsubaylardan birisinin ifadesinde geçiyor; Akar namaz kılmaya giderken üniformasını çıkarıp, eşofmanını giymiş. Böylesi şiddet uygulayanlar bunlara nasıl izin verdi ve o saatte bu neyin namazıydı?

Akar'ın, darbeci Mehmet Dişli'yle Akıncı Üssü'nden Çankaya Köşkü'ne gidişi... Akar, TBMM'ye gönderdiği cevapta, Savcılığa verdiği ifadeyi tekrarlayıp, “Başbakanlık Müsteşarı ile başbaşayken, Dişli'nin gözaltına alınmasının uygun olacağını söyledim. Bilahare gözaltına alındığını öğrendim” diyor.

Mehmet Dişli bugün duruşmada bir kez daha helikopterle Çankaya Köşkü'ne gidişlerine ve orada saat 15.30'a kadar kriz masasında görev yaptığına dair iddialarını tekrarladı. Helikoptere bindiklerinde yorgun bir şekilde arkasına dayanmış olan Akar'ın, “Sağol evlât. Hazırlık yaptın mı, ne anlatacağız?” dediğini söyledi. Çankaya Köşkü'ndeyken de Akın Öztürk'ün Akıncı Üssü'nden arayıp, “İşim bitti, oraya gelmek istiyorum” demesi üzerine Başbakan Binali Yıldırım'ın yanında olan Akar'a gidip, durumu bildirdiğini, onun da “gelsin” talimatı verdiğini, Öztürk havalanacağı sırada ateş açılması üzerine sadece Akar değil, Başbakan ve bakanların da Eskişehir'le görüştüğünü anlattı.

Sormak gerek; Akar, Başbakanlık Müsteşarına Dişli'yle ilgili söylediklerini, Başbakan Yıldırım'a da söyledi mi?

-Üç İsim de Akar'a Bir Mesaj Verdi-

Akar'ın cevaplarından Genelkurmay çatı davasına geçelim.

221 sanıklı davada öncelikle “Yurtta Sulh Konseyi”nde olduğu belirtilen isimlerin savunmaları alınıyor.

Yeni öğrendim; TSK'da GESP (Genel Savunma Planı) diye bir kavram varmış. Şu ana kadar yapılan savunmalarda sanki tam da bu uygulanıyor gibi.

Ancak özellikle darbe gecesinin üç kritik ismi; Erdoğan'ı almakla görevlendirilen Gökhan Sönmezateş, darbeye ikna için Akar'ın yanına gönderilen Mehmet Dişli ve Akıncı Üssü'nde Akar'ı darbe bildirisini imzalamaya ikna etmeye çalıştığı söylenen Kubilay Selçuk'un ifadeleri üzerinde durmak gerek.

Gökhan Sönmezateş, o gece kendilerini 4 saat Çiğli Üssü'nde bekleten emrin Akıncı Üssü'nden geldiğini tekrarlarken, “Bekletenler sivil değil, askerdi. Bizi bekleten üst akıl halen görevde. Talimat Harekat Merkezi'nden geldi, ama onun da bir üstü vardı. O generalin kendisinin konuşmasını bekliyorum” dedi. Sönmezateş'in savunmasında en dikkat çekici kısım ise şuydu:

“Cesur Yürek” filminden söz edip, William Wallace'ın düşmanla savaşırken, maskesini düşürdüğü kişinin kendi kralı olduğunu gördüğünü hatırlattı. Mahkeme Başkanı, “Kralınız kim?” sorusunu yöneltti. Sönmezateş, “Akıncı Davası’na bırakalım” karşılığını verdi.

Sönmezateş bugünkü duruşmada da Akar ile darbeciler arasında “sekreterya” görevini yaptığını belirten Mehmet Dişli'ye şu ilginç soruları yöneltti:

- Hüseyin Yarbay o gece sizinle miydi? (Dişli: Kesinlikle öyle biri yok).

- Genelkurmay Başkanı'ndan ne kadar ayrı kaldınız? Neden her defasında sizi gönderdi, telefon irtibatı kuramıyor muydunuz?

- Sizin gözlemlerinize göre, Akar darbeye katılmış mıdır, katılmamış mıdır?

“Her şeyini Akar'a borçlu olduğunu” ifade eden Mehmet Dişli'nin savunmasındaki mesajların altını çizelim. Akar'ın kendisi hakkındaki beyanları için şunları söyledi:

“Hulusi Akar yıllardır tanıdığım biri. O gün olanları ve neler yaptığımı en iyi o biliyor. Yaşadığı travmatik olayların altında yanlış anlamış olabilir, ama geçen süreçten sonra olanları daha sağlıklı ve mantıklı değerlendireceğini umuyorum.”

Avukat Özay Arıkan, “Hulusi Akar'a ihanet ettiniz mi?" sorusunu yöneltti. Dişli, “2000'den beri tanışıyoruz. Tüm bilgi, birikimimi ona borçluyum. Ailesinin bir ferdi olarak hissettim, o da bize öyle davrandı. Öyle birşey olsa, o gece kader birliği yapar mıydım?” dedi. Arıkan ardından, “Hulusi Akar'ın kendisine ihanet edip etmediğini” sordu. Dişli'nin cevabı şu oldu:

“Hâlâ olayın sisinin, pusunun kalkmadığı ortamda yanlış algıları olduğunu değerlendiriyorum ve en kısa sürede düzelteceğine inanıyorum. Hakkımda yanlış bir düşüncesi olduğunu sanmıyorum.”

Kubilay Selçuk'a gelince;

O gece Akar ve darbeciler arasında “Komutanın verdiği talimatlar gereği” gidip, geldiğini savunurken, kendisini suçlamasına ilişkin olarak aynen Dişli gibi, Akar'ın “travma” geçirdiğini ima etti.

Birçok önemli soruyu, “Akıncı davasında cevaplamak istiyorum” diye geçiştiren Selçuk, 15 Temmuz'da darbe bildirisinin okunacağı salonu hazırlayan ve kendisine darbe bildirisini veren “uzun saçlı” kişiyi dahi hatırlamadı. Avukatların ısrarlarına, “Akıncı davasının konusu” cevabını verdi. Mahkeme Başkanının, “Bu davayı da ilgilendiriyor” uyarısı üzerine, “Yani cevaplamamı istiyorsunuz” diyerek, anlatmaya başlamıştı ki, Başkan bu defa, “Susma hakkı” olduğunu hatırlattı. Bunun üzerine Selçuk şunu söyledi:

“O zaman Akıncı'ya bırakalım.”

Bunlardan çıkan sonuç mu?

Akıncı davası 1 Ağustos'ta başlayacak... Ve anlaşılan o ki, darbenin kritik isimleri, konuşması ya da birşeyler yapması için Akar'a bu tarihe kadar süre veriyor!..

Müyesser YILDIZ

30 Mayıs 2017

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.