Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Devlet Bahçeli tarafından, MHP bünyesinde meydana gelen; değişiklik isteyen ve partinin önünün açılması yönündeki çalışmalara öncülük eden insanların teker teker partiden ihraç edilmesi döneminde arkadaşları ile birlikte partiden ihraç edildikten sonra İYİ Parti’yi kuran ve 7 ay gibi kısa sürede seçimlere girerek, yüzde 10 dolaylarında hiç de azımsanmayacak bir oy alarak Türk Milleti’nin umudu haline gelen Meral Akşener ile arkadaşları, kısacık kuruluş aşamasında bütün imkansızlıklara, medyanın karatmalarına, bazı işgüzar yöneticilerin mitinglerde zorluk çıkartmalarına rağmen “çıtanın yüksek tutulmasından dolayı kendilerinden istenilen başarıyı her ne kadar gösteremediler gibi görünseler de” umut olmaya devam ediyorlar.

İşte bu aşamada; seçimlerin hemen akabinde “acilen” iktidar bekleyen ve belli güç odaklarının adamları olduğu belli olan insanlar partiyi terkettiler. Yani bir nevi, Meral Akşener partisinde temizlik hareketine başlamadan kendiliğinden gittiler. Çünkü bunlar, partiye geldiklerinde bile seçim çalışmalarına tam olarak adapte olmadıkları gibi, “muhtemelen” kendi bölgelerindeki yönetimlerin oluşmasında ve milletvekili sıralamasındaki yanlışları Akşener’e telkin ettiklerinden sonucun alınmasında etkili olmuşlardı. Bazı illerin ve ilçe yönetimlerinin, gençlik kollarının çalışma baskılarına dayanamayarak istifa etmeleri bunu göstermektedir.

Meral Akşener yapılan yanlışları görmesine rağmen, henüz yeni kurulmaları ve ardından kısa zaman içerisinde seçime girilmesi sebebiyle bazı olaylara sessiz kaldı. Sonucunda da istenilen düzeyde çalışma yapılamadığı için hedeflenen oy potansiyeline ulaşılamadı.

Ancak İyi Parti, Ak Parti’nin kurulduğu dönemdeki başarısı ile kıyaslandığında aynı şartlar olmamasına rağmen AKP’den başarılı bir kuruluş aşaması gerçekleştirmiştir. 46 yıllık parti MHP’nin de AKP’nin koltuğunun altına girmesine rağmen yüzde 11 oy alabilmesi, İyi Parti ile kıyaslandığında başarısız olduğu görülmektedir.

Anlayacağınız, yukarıda bahsettiğim gibi olaylar İyi Parti’nin bütün yokluklara ve baskılara rağmen TBMM’ne 43 milletvekili sokabilmesi büyük başarıdır.  Bu yüzden İyi Parti’ye gönül verenlerin doğru yolda olduğu görülmektedir.

AKP hakkında olumsuz hiçbir yazı yazamayan, bırakın yazıyı; eleştiri bile yapamayan yandaş medyanın seçimlerden sonra CHP ve özellikle İyi Parti hakkındaki olumsuz eleştiri ve haberleri manşetlere taşımaları bu partinin gücünü ortaya koymaktadır.

AKP seçim çalışmalarında CHP ve Muharrem İnce’yi hedef alarak seçim meydanlarında hedef tahtasına oturtması, İyi Parti hakkında konuşulmaması, korkunun ve AKP tabanının büyük bir kesimini oluşturan milliyetçi ve muhafazakar oyların kaybedilmemesi için yapılan bir manevra olduğunu düşünüyorum.

Bu manevra Antalya Milletvekili Hasan Subaşı ve Feridun Bahşi, Isparta Milletvekili Dr. Aylin Cesur gibi isimlerin iyi kavramaları yüzünden bu illerde bertaraf edilmiştir. Merhum Süleyman Demirel’in talebesi olan bu çalışkan insanlar oynanan oyunları görmüş, seçim taktiklerini bunlar üzerine kurarak başarılı olmuşlardır.

Denizli Burdur, Muğla ve İzmir gibi illerimizde ise MHP’den ayrılan isimlerin liste başı olması, ANAP ve DYP kökenli adayların geri planlara itilmesi ile aynı başarıyı getirmemiştir. Zira MHP’den intikam alma hırsı olan bu illerde, geçmişte büyük oy potansiyeli olan demokratların göz ardı edilmesine sebep olmuş;  bu oylar parti bünyesine getirilememiştir.

İlimiz Denizli’de de aynı mihval üzerine bir çalışma ortaya konulmuştur. İlimizde ANAP ve DYP kökenli kişilerde Ülkücü düşmanlığı haf safhadadır. O yüzden bu kişiler tabanlarını harekete geçirmemiş, hatta bazıları İyi Parti’yi seçim ortamında kötüleme noktasına girmiştir. Durum böyle olunca yıllardır AKP iktidarından bıkan taban demokrat muhafazakar seçmenler bir umutsuzluk içerisinde İyi Parti’ye yönelmemiş, çaresiz iktidar partisine ve MHP bünyesinde kalmışlardır. Oysa İyi Parti Denizli bünyesinde tam bir bütünlük sağlanabilseydi üç vekilin çıkacağından herkes emindi. Zaten hava da böyle bir ortama müsait durumdaydı. Tabi parti içi çekişme ve kavgaları da unutmamak gerekir. Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen; İyi Parti iki ilçemiz haricinde diğer ilçelerde üçüncü parti olmuş, MHP’yi ezici bir çoğunlukla geride bırakmıştır.

Unutulmamalıdır ki, seçimlerde bu denli düşük oy alınmasının faturasını Ülkücü kesime yüklemek isteyenlerin düşüncelerinin aksine, İyi Parti’yi kuran ve Türk siyasetine kazandıran Ülkücü kesim olmuştur. 16 yıl boyunca köşelerinde sinen, ağa babalarının ardından AKP’ye giden insanlar, partinin kuruluşundan itibaren kısacık seçim döneminde yutkunarak, var güçleri ile çalışacakları yere sosyal medya hesaplarından ve kahve sohbetlerinden hep eleştiri yapmışlardır. Geçmişte ANAP ve DYP’de izlediğimiz bu film İyi Parti kuruluş aşamasında da sahnelenmiştir.

Sahneye koyanlar kadar, filmi izleyenler de kendileri olmuştur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.