Birkaç gündür siyasi partilerimizin milletvekili aday adaylarının durumlarını takip etmeye çalışıyorum. AKP kanadında suskunluk sürerken, CHP kanadı muhtemelen 21 Mayıs tarihini bekliyor.  Ama eski siyasetçiler seçim çalışmaları için yollara düştüler bile.. Ama bazıları, bu seçimlerin en büyük favorisi olan İyi Parti’yi görmezden geliyor.

Siyasi arenamızın yeni partisi İyi Parti aday adayları ise, her gün bir yerde çalışma içerisindeler. Çünkü onlara göre “Söz konusu vatan ise, gerisi teferruattır” Bu anlayış üzerine seçim çalışmalarını yapıyorlar. Milletvekili sıralamasının nasıl olacağı (birkaç istisna haricinde) umurlarında bile değil. Zira onlar Türk Milleti’ne söz vermişler, Başaracağız demişler, “Toplama Parti” anlayışının yıkılması için birlik beraberlik içinde hareket ediyorlar.

Ancak; 20 yıldır Denizli’de durmayan, eskiden beri siyasi arenada olmasına rağmen siyasi partiler arasında zik zaklar çizerek, gelip giderek; diğer partilerde kendisine “koltuk” bulamayınca Meral Akşener ile tanışıklığını ileri sürerek, akrabasına güvenerek Denizli’den aday adayı olan birisi var ki; bulanık suda balık avlamak misali, pişmiş aş’a su katmaya çabalıyor.

Her zaman savunduğum bir ilke vardır; “Bir insanın doğduğu yer değil, doyduğu yer önemlidir. Bir kişi Denizli doğumlu olabilir ama, 20 yıldır başka ilde yaşıyorsa, Denizli ile bağlarını sadece seçimden seçime hatırlıyorsa o kişiden ilimize ne hayır gelir? Geçmişte Denizli için ne yapmış ki, şimdi aday olacak? Ya da, ilimizde kim ona oy verir? Üstelik İyi Parti gibi yeni kurulmasına rağmen, Milletin gönlünde yer edinmiş bir siyasi oluşumun kuruluşunda görev almayarak, “Beni davet ettiler, Meral hanımla iyi tanışırım,” mealinde kendisini “bulunmaz Hint kumaşı” yerine koyanlar acaba ilimizde ne kadar pirim yapabiliri.

Daha önce de yazdım. Genel Başkan Meral Akşener ve Genel Başkan Yardımcısı Musavvat Devrişoğlu “Partiye kimseyi davet etmedik. Herkes kendisi geldi. Biz bir iyilik hareketiyiz” açıklamasına rağmen Denizli tabanına “Beni davet ettiler” diyerek yalan söylemek kime ne kazandırır?

Deniliyor ki; “İyi Parti Denizli vekil aday adayları (tecrübesiz manasında)zayıfmış, kadroyu sürükleyecek bir abiye gerek varmış” Buna kargalar bile güler. Böyle bir olayın olması söz konusu bile olamaz.

İyi Parti adaylarının arasında siyasi tecrübeleri hayli fazla olan Mehmet Ali Uzakgider, Prof. Hasan Erdoğan, Dr. Şule Türkaslan, AKP gibi bir partide il başkanlığına oynamış Nuray Pakatçı,  Belediye Başkanlığı yapmış, Ankara siyasetini çok iyi bilen Temel Başbuğ, MHP il başkanlığı yapmış Yasin Öztürk gibi nice isimler var. Hepsi birbirinden değerli ve siyaseti iyi bilen insanlar. Üstelik partinin kuruluşunda (maddi ve manevi) hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan bu insanlar, kuruluşuna bile şüphe ile bakan bir insanın abiliğine ihtiyaç duyarlar mı sanıyorsunuz? Ve, bu insanlara “zayıf kadro” demek, hem aday adaylarına hakaret, hem de abesle iştigaldir.

Daha da önemlisi,

Bir anket kuruluşu tarafından ilimizde seçimlerle ilgili çalışma yapılırken, “eskilerden kimi milletvekili adayı olarak görmek istersiniz?” sorusuna verilen cevaplarda ANAP’ın efsane il başkanı Ali Acar liste başı, DSP’nin ilimizde unutulmayan yüzü Halil Derici ikinci sırada çıkmıştır. Bu insanların ilk iki sırayı paylaşması, geçmişteki siyasi bağlantılarını sürdürdüklerini, ilimizde siyaseti halen yakından takip ettiklerini göstermektedir. Ve bu kişilerin alt kadrolarında görev alan insanlar, bugün İyi Parti kadrolarında görev almaktadırlar. İsteselerdi, İyi Parti’de ağabeylik, lokomotif görevi yapabilirlerdi.

Oysa İyi Parti’de başka ilde yaşamasına rağmen, Denizli doğumlu olduğu için aday olan zat ise, yine ünlü bir siyasetçimiz ile birlikte 22 eski siyasetçinin sorulduğu anket de geriden ikinci sıraya oturmuştur.  Üstelik sadece parti yönetiminde değil, tabanda da büyük tepki çekmektedirler. Bu durumda koltuk kapmak için hala adaylıkta ısrar etmek olabilir mi?

İyi Parti kurulmadan önce MHP İl başkanı iken, MHP Genel Merkezi’ne rest çekerek Meral Akşener’in yanında yer alan Yasin Öztürk’e “dedikodu mahiyetindeki” olayı aktardım, görüşlerini almak istedim. Gülerek dedi ki, “Benim olduğum listede O, O’nun olduğu listede ben olmam”

Durum bu vaziyette…

İyi Parti’nin oy kaybetmesini istemeyenler, AKP yönetiminden kurtulmak isteyenler artık bu saatten sonra Pişmiş aşa su katmasınlar. Eğer, kumda oynamak istiyorlarsa, kumsallar onları bekliyor.

Saygılarımla…     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.