banner255
Önder ARMUTÇU
Önder ARMUTÇU
15 Kasım 2015 Pazar 21:39
Şeker Hastalığı Çağın Hastalığı

 Dahiliye Uzmanı. konu ile ilgili verdiği bilgide; TipII DM sıklığı, son 10 yıl içinde yüzde yüz artmış, erişkin insan gruplarında yüzde 13.7 olmuştur. Diğer önemli bir konu da; aynı erişkin grupta TipII DM’nin başlangıç safhaları olan bozulmuş açlık glikozunun yüzde 8, bozulmuş glikoz toleransının yüzde 7.9, her ikisinin birlikte bulunduğu kişilerin ise yüzde 14.5 gibi çok yüksek bir oranda olmasıdır. Bu da bize eğer tanı konulmaz ve tedavi edilmezse, toplumun yüzde otuzunun ortalama 5-10 yıl yıl içinde TipII DM’li hastalara katılabileceğini göstermektedir.” dedi. 

PREDİYABET DÖNEMİNE İNSÜLİN DİRENCİ ‘NE DİKKAT!

 “Ayrıca, prediyabet döneminde yani şeker hastalığı öncesi dönemde, makrovasküler (büyük damar) hastalık gelişiminin başlamış olabileceği gösterilmiş, kalp krizi ve inme gibi hastalıklarla başvuranlardan bazılarının prediyabetik oldukları görülmüştür.” diyerek, bozulmuş glikoz toleransının koroner arter hastalığı (kalp-damar hastalığı) ve buna bağlı ölüm riskini iki kat arttırdığının tespit edildiğini açıkladı.

TipII DM hastalığından önce, sinsi ve ilerleyici özellikte olan prediyabet döneminine dikkat çeken Uzman Dr. Dündar Güngör; "Prediyabet Dönemi’ndeki kişilerde, insülin direnci vardır. İnsülin salınmasındaki yetersizlik ise, henüz belirgin değildir ve labaratuvar olarak belirti vermez. İnsülin direncini yenmek için, artan insülin salgılanması ise, labaratuvarda kendini hiperinsülinemi (kanda insülin artışı) olarak gösterir. Bu dönemde henüz açlık kan şekeri ve tokluk kan şekeri normal seviyelerdedir. Ancak obezitenin ilerlemesi veya geriletilmemesi, beslenme düzeninin sağlanamaması  ve sedanter hayata (hareketsiz yaşam) devam edilmesi, insülin direncini arttırır ve pankreasın insülin salgılama kapasitesi bu direnci yenemeyecek hale gelir. İlerleyen zamanlarda TipII Diyabetes Mellitus ortaya çıkar.

Hastaların prediyabet döneminde, yani insülin direncinin ortaya çıkmaya başladığı dönemlerde tanılarının konularak tedavi edilmesi, gelecekte TipII DM riskini azaltmaktadır.” dedi. 

Cerrahi Hastanesi Dahiliye Uzmanı diyabetin belirtilerini, semptomlarını ve tedavi yollarını şöyle açıkladı: 

Klasik semptomlar:

Çok su içme

Çok idrara çıkma

Çok yeme veya iştahsızlık

Halsizlik, çabuk yorulma,

Ağız kuruluğu

Gece idrara çıkma
 

Daha Az Görülen Semptomlar:

1-Bulanık görme

2- Açıklanamayan kilo kaybı

3- İnatçı enfeksiyonlar

4- Tekrarlayan mantar enfeksiyonları

5- Kaşıntı 

Özellikleri:

Genellikle 30 yaş sonrası ortaya çıkar, ancak obezite ile birlikte daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir.

Güçlü genetik  yatkınlık söz konusudur.(Ailede de şeker hastalığı olması)

Hastalar genellikle obez veya kiloludur.(BKİ  (beden kitle indeksi) >25 kg/m²)

Sinsi başlangıçlıdır. Hastaların pek çoğunda başlangıçta hiçbir belirti yoktur.

Bazı hastalar ise bulanık görme, el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, ayak ağrıları, tekrarlayan mantar enfeksiyonları, sık idrar yolu enfeksiyonları veya yara iyileşmesinde gecikme nedeni ile başvurabilir.
 

Tedavisi:

Diyet ve kilo kontrolü:  Hastaların diyetlerine uyması ve bunu bir yaşam tarzı olarak benimsemesi çok önemlidir.

Eğitim: Hastaların TipII DM’nin özelliklerini bilmesi, şeker yüksekliği ve düşüklüğünün belirtilerini bilmesi gerekmektedir.

Fiziksel aktivite.

Oral antidiabetik ilaçlar (ağızdan alınan ilaçlar) ve gerektiğinde insülin tedavisi.

Son Güncelleme: 15.11.2015 21:55
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.