12 Haziran 2019 Çarşamba 18:26
Üç aydan uzun süren bel ağrılarına dikkat

Bel ağrıları toplumumuzda ve dünyada sık görülen problemler arasında bulunuyor. Bel ağrısının karakter ve şekli ağrının altta yatan sebebine bağlı olarak değişebiliyor.Ankilozanspondilit(AS) hastalığının sebep olduğu ağrılar bel fıtığından farklı ve tanıda gecikmeler yaşanabiliyor. Gece bel ağrılarının kötüleşmesi, uzun istirahatlerden sonra ağrının kötüleşmesi ve sabah kalktığında tutukluk yaşanması, ağrı kesicilere iyi yanıt vermesi, ağrının 3 aydan uzun sürmesi, özellikle 40-45 yaşlarda olması inflamatuvar yani iltihabi bel ağrılarınıakla getiriyor. Bu karakterde ağrılar yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden doktora görünmeleri gerekiyor.

Ankilozanspondilit, eklemlerin yanı sıra bazı organlara da zarar verebilir

Ankilozanspondilit hastalığının özellikle alt belde başlayan ve tutukluğun yukarıya doğru ilerleyerek omurgayı hareketsiz bırakabildiği bir hastalık olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gürler, eklemler dışında zarar görebilecek bölgelerden bahsetti:“Hastalığın ilerleyen dönemlerinde omurgada çekilen filmlerde bambu kamışı dediğimiz görüntü ortaya çıkar.Omurganın bütün eklemleri küçük kemik uzamalarıyla birbirleriyle kenetlenir ve omurga hareketleri tüm yönlerden tutulur ve kısıtlanır. Aynı zamanda her iki omuz ve her iki kalça da tutulabilir ve ilerleyen yıllarda eklemde protez ihtiyacı doğurabilecek eklem hasarlarına yol açabilir. Karşılaşılan nadir tutulma bölgelerinden bir tanesi de akciğer ya da gözlerdir. Özellikle gözün ön tarafından kızarma, kanlanma, ağrı, bulanık görme gibi şikayetlere yol açar ve tekrarlayan ataklarda erken katarakt oluşumu ya da göz tansiyonu gibi problemlere yol açabilir. Bunlar dışında özellikle aortve aort kapağı tutulmalarına ya da kalp kapakçık tutulmalarına sebep olabilir.”

Eklemlerde ağrı ya da şişlik, topuk ağrısı, gözde kızarma ve kanlanma ve göğüs ağrısı ankilozanspondilit belirtisi olabilir

Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gürler,sedef ya da iltihaplı bağırsak hastalığı bulunanların özellikle bel ağrılarına dikkat etmesi gerektiğinden bahsetti: “Hastada eklemlerde ağrı ya da şişlik, topuk ağrısı, gözde kızarma vekanlanma ve göğüs ağrısı görüldüğü zaman doktora başvurmak gerekiyor. Aynı şekilde sedef ya da iltihaplı bağırsak hastalığı bulunanların bel ağrısı yaşadıkları zaman hızla doktora başvurmaları gerekiyor. Ayrıcaüç aydan uzun süren bel ağrılarının mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor çünkü bu tarz uzun süreli ağrılarinflamatuvar bel ağrısının karakteristik özelliklerinden biridir.Aynı zamanda hastanın kendi birinci derece ve ikinci derece ya da daha uzak akrabalarında ankilozanspondilit hastalığı öyküsünün bulunması da kişide yine benzer bir hastalığın çıkması açısından risk faktörü oluşturmaktadır. Erken dönemde doktora başvurmak hem tanı hem de daha sonrasında kullanılan tedaviler yardımıyla hastalığın daha hafif seyretmesi ve önüne geçilmesi açısından oldukça önemlidir.”

Ankilozanspondilit röntgende görülmeyebilir

Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gürler,bu belirtileri olan kişilerin öncelikli olarak romatoloji ya da fizik tedavive rehabilitasyonuzmanına başvurmaları gerektiğini belirtti: “Uzman doktor öncelikle hastanın muayenesini yapıp hikayesini dinliyor ve ağrıların mekanik mi yoksainflamatuvarmıolduğunu anlamaya yönelik sorular soruyor. Son aşama olarak kan tahlili yapılması gerekiyor. AS hastalığı, başlangıçta yavaş seyreden bir hastalıktır. Bu sebeple hastaların neredeyse yarısında iltihap testleri normal çıkabiliyor ve röntgen filminde ya da bel grafisinde hastalıkla ilgili bulgunun ortaya çıkması için 5 ila 7yıl geçmesi gerekebiliyor. Tanının gecikmesindeki en büyük sebeplerden biri budur. Bu sebeple kemikteki romatizmal iltihabı yani kemik iliği ödemini saptayan kesin tanılardan biri olan MR’a başvurmak gerekiyor.”

Tanı kriterlerinden biri de ailede ankilozanspondilit olması

AnkilozanSpondilit(AS) hastalığının yüksek oranda kalıtsal bir hastalık olmadığını belirten Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gürler, buna rağmen ailevi bir yükü bulunduğundan bahsetti: “Ailede ankilozanspondilithastalığının bulunması, tanı kriterlerinden biridir. Bel ağrısından şikayet eden kişiler ailelerinde AS varsa farkındalık sahibi olup doktora daha erken başvuruyor ve bu sayede erken tanı yapılabiliyor. Ancak yalnızcaaile öyküsünün pozitif olması diğer kriterleri sağlamayanbir kişide AS olduğu anlamına gelmez. HLA-B27 şeklinde nitelendirilen gentesti, AS hastalarında yüksek oranda pozitif çıkar. Başlangıçta yüzde 60 civarlarındayken hastalığın ilerlediği durumlarda yüzde 90’a kadar çıkabilmesi, genetik açıdan risk olabileceğini gösterir. Herhangi bir şikayetiniz yokken bile HLA-B27 pozitif ise bu, hastalığın var olduğu anlamına gelmez çünkü bu gen testi sağlıklı popülasyonda da yüzde 5 civarında pozitif çıkmaktadır.Anne ve babadaAShastalığı varsa, hastalığınçocuğa geçme ihtimali yaklaşık yüzde 10ila20 arasındadır.”

AnkilozanSpondilit hastaları ilaç tedavilerine mutlaka devam etmeli

Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gürler, ankilozanspondilithastalığında ilaç tedavisine ara vermeden devam etmenin önemini vurguladı:“Romatolojik hastalıklarda çoğu zaman ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçları kullandırmayı hedefleriz. Bu ilaçları kullanmak hastalığın ilerlemesini engelleme açısından son derece avantajlıdır. Aynı zamanda oluşmuş radyolojik hasarı da bir miktar geriye döndürdüğü bilinmektedir. Eğer bu ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar tedavi için yetersiz kalırsa,  hastalığı modifiye edici ilaçlar kullanılabilir. Hastanın ağrısı olmasabile tutukluk olması ihtimaline karşı ilaçlarına devam etmesi ve sürekli olarak egzersizlerini yapması gerekir.”

Ankilozanspondilithastalığında egzersiz çok önemli

Ankilozanspondilit hastalığında Ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçların yanı sıra sırt kaslarını kuvvetlendirici ya da omurgayı dik tutmaya yönelik egzersizlerin çok önemli olduğundan bahseden Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gürler, bu hastalar için her açıdan hareketli bir yaşam tavsiye etti: “Mevcut tedavi yöntemleri ile günümüzde hastalığın ilerlemesinin durdurulması, şikayetlerinin baskılanması, ilerde oluşabilecek sakatlıkların önüne geçilmesi için güzel tedaviler var ancak hastalığı kökten çözebilecek bir tedavimiz henüz yok. Bu sebeple hastaların kendilerini fiziksel olarak zorlayan bir iş yaşantıları varsa işlerini değiştirmeleri ya da iş hayatındaki çalışma ortamınlarını düzenlemeleri iyi gelir. Egzersizin yanı sıra ilaç kullanımınada mutlaka devam etmeleri gerekiyor. Bu koşullar sağlandığında, hastalar uzun yıllar sağlıklı bir şekilde tedavi görebiliyorlar. Hastaların toplumdan soyutlanmaması, hayatlarına devam etmeleri gerekiyor. Hastalara düşen görev, ilaçlarını düzenli kullanmaları, doktorlarıyla iletişim halinde olmaları, düzenli kontrollere gitmeleri ve egzersiz yapmalarıdır.”

Son Güncelleme: 12.06.2019 18:39
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.