" Söylenceye göre esin perileri, sanatın temsilcileri Mousalar henüz doğmamışken, insanlar şarkı söylemeyi bilmezlerdi. Ne zaman ki Mousalar ortaya çıkıp şarkıyı da getirdiler insanların bir kısmı soluk dahi almamacasına, yemeden içmeden kesilerek kendilerini şarkı söylemeye kaptırdılar. Şarkıya gönül veren bu insanlar sonradan ağustosböceklerini oluşturdular. "

Ağustosböceğinin yumurtadan larvaya, larvadan böceğe olan yaşam döngüsü Antikçağ düşünürlerinin ilgisini çekmiş, Aristoteles, Platon, Thukydides gibi yazarların eserlerinde yer bulmuştur. Platon’un Phaedra’da aktardığı bir da ağustosböceğinin biyolojik yapısı üzerine çalışmış, Thukydides gibi kimi yazarlar ise ağustosböceğinin doğumdan ölüme olan döngüsünün onu ölümsüzlüğün sembolüne dönüştürdüğünü aktarmıştır zira ünlü bilici Sibylle ile ağustosböceğinin özdeştirildiği mit, bunun en güzel örneklerindendir. Sibylle evvel zaman önce fani bir rahibeymiş, kusursuz bir güzelliğe de sahipmiş. Fakat masalların, efsanelerin pek çoğunda olduğu gibi güzelliği Sibylle’nin de başına dert olmuş. Olympos’un aklıyla, ışığıyla en önde gelen tanrısı Apollon, Sibylle’nin kendisine ait olmasını arzulamış. Her şeyin, geleceğin dahi bilgisine sahip olan Apollon elbette bilicinin ettiği rahibelik yemininin dönüşsüz olduğunu da bilir ancak Sibylle’nin onu geri çeviremeyeceği kurnazca planı uygulamaktan geri durmaz. Ne de olsa tanrıların en yücelerindendir. Sibylle’nin karşısına dikilir ve ona şartsız koşulsuz “Dile benden ne dilersen” der. Sibylle bu beklenmedik lütuf karşısında o kadar heyecanlanır ki hiç düşünmeksizin evvelden bir fani olan Sibylle sonsuzluk neymiş anlar. Zaman bir türlü tükenmez ve gün gelir Sibylle aynalarda kendini tanıyamaz yaratığa dönüşür. İşte tam da böyle dehşet duyduğu bir zamanda Sibylle Apollon’u bir kez daha karşısında bulur.

Bir tanrı arzusuna kavuşmak için yüz yıl beklese nedir ki, Apollon bu günün geleceğini bilerek her şeyi daha en başından planlamıştır. Bu ikinci karşılaşmalarında Sibylle’ye son bir şans daha verir fakat bu defa bir şartı vardır. Sibylle bir dilek daha dileyebilecek buna karşılık olarak kendisini Apollon’a adayacaktır. Sibylle hiç beklenmedik bir cevap verir, çektiği korkunç acılara rağmen Apollon’dan hiç bir şey istemez ve rahibelik yeminini bozmaz. Günden güne kuruyup ufalarak bir böceğe, ağustosböceğine dönüşür. Sonunda çocukların eline düşer, onu yakalayıp bir kafese kapatırlar ve alayla ne dileği olduğunu sorup dururlar. Sibylle her sorulduğunda ölmek istediğini haykırır. Sonsuz yaşamında en büyük pişmanlığı ölümsüzlük isterken gençlik istemeyi unutmuş olmasıdır.

YAZAN  : DENİZ GEZGİN
Aktüel Arkeoloji

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.