banner255
Önder ARMUTÇU
Önder ARMUTÇU
10 Kasım 2015 Salı 23:33
'Adaylıklar ve özeleştiriler Olağan Kurultayda olmalıdır'

 CHP'deki kurultay ve kongre gündemi ile ilgili görüşlerini dile getiren Arslan, “Olağan kurultaya 3 aylık süre kaldı, 1 Kasım seçimindeki başarısızlığın gerçek özeleştirisini olağan kurultayda daha iyi yapma imkânı varken bu aceleci isteği samimi ve gerçekçi bulmuyorum.” ifadesini kullandı. 

CHP Milletvekili Kazım Arslan “Hiçbir şüphe duymuyorum; Türkiye’de parti içi demokrasiyi en iyi uygulayan parti olan CHP, başarıda olduğu gibi başarısızlıkta da sorumluluğu paylaşmayı esas alacak ve çıkış yollarını kendi içinde bulacaktır. Partimiz, ilçe kongreleriyle tabandan ilerleyen süreçte, örgütleriyle sağlıklı bir değerlendirme yapacaktır ve olağan kurultayımızda bu özeleştiri nihai şeklini alacaktır. Sorunlarımızı ve hatalarımızı olağanüstü kurultay süreciyle alel acele belirlemek, seçim başarısızlığını liderlikle sınırlamak, gerçek sorunları ertelemek, tabanın sesine kulak tıkamak hatasını doğuracaktır. O nedenle, ortak aklı ortaya çıkararak, olağan kurultay sürecine destek vererek birlikte olmak, sorunlarımızı birlikte tespit etmek ve buna göre çözümler üretmek en sağlıklı yoldur.” dedi. 

CHP Milletvekili Kazım Arslan’ın açıklaması şöyle: “Ülkemiz, yeni anayasa gündemini diktatörlüğün gizli adı olan Başkanlık sistemi içinde tartışmaya zorlanırken, önümüzde çok daha ciddi sorunlar varken, kısır çekişmeler ile parti içi tartışmaları arttıracak, partilimizin moralini bozacak, heyacanını kıracak açıklamaları ve hareketleri yapmak CHP'yi özümseyenlere yakışmıyor. 

CHP, aceleye getirilmiş bir liderlik yarışıyla zaman kaybedemez.

Seçimdeki başarısızlığımızı, parasal imkansızlıklarımıza, seçim yorgunluğuna, belediyelerimizin azlığına bakmadan, uzun yıllardan beri iktidara gelemeyişimizin yurttaşlar üzerinde bıraktığı güvensizlik üzerinden neden dikkate almıyorsunuz ?

7 Haziran sonrasında MHP ve HDP'nin Meclis’teki tutumları dikkate alındığında; “1 Kasım seçim sonuçlarının aynı çıkması halinde hükümet nasıl kurulacak?” diye soran yurttaşların sorularını ve şüphelerini ne çabuk unuttunuz.

Geçmişi çabuk unutmayın, yurttaşların tedirginliğini de gözardı etmeyin. Ayrıca MHP ve HDP'den blok halinde AKP'ye kayan oyları iyi değerlendirin. Onun için her bir kademede, hukuka ve siyasi etiğe uygun bir olağan kurultay sürecini birlikte götürmemiz ve hesaplaşmayı orada yapmamız gerekiyor.

“Zaman, ayrışma zamanı değil, birlikte olma zamanıdır” 

Zaman, hayal kırıklığına uğrayan ve fakat umutsuz olmayan tabanımızla birlikte yeni yol ve yöntemi beraber belirleme zamanıdır. 

CHP, ülkemizde parti içi demokrasiyi en açık biçimiyle uygulayan partidir. Partimiz, mahalle örgütlenmelerimizden Genel Merkezimize kadar bu sonuçların gerçek bir özeleştirisini ve çıkış yollarını ancak olağan kurultay sürecinde ve kendi içinde tartışarak bulabilir. Yapılan olağanüstü kurultay çağrıları, gerekçesi ne olursa olsun, enerjimizi büsbütün düşürecek ve çıkış yollarımızı uzatacak, yüzleşmeyi geciktirecek, umutlarımızı kıracaktır. 

“Olağanüstü Kurultay, Özeleştiriyi Erteleyecektir” 

Olağanüstü kurultay çağrısı yoluyla seçim sonuçlarını sadece lidere fatura çıkarmak, girdiğimiz olağanüstü ve eşit olmayan koşullarda yapılan seçim koşullarını görmezden gelme hatasına ve rahatlığına düşmektir, örgütler düzeyinde yapılacak özeleştiriyi de başka bahara ertelemektir. 

CHP, Cumhuriyet tarihimizin en ciddi ve kapsamlı tespitleriyle dolu, çözümleri yapıcı ve öncü olan seçim bildirgelerinden birisini Nisan ayından bugüne dek kararlılıkla savunmuş, teröre karşı tutumunu her ortamda korumuştur. Özellikle Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun koalisyon görüşmelerindeki tutarlı, ilkeli ve olumlu tavrını hiçbir zaman gözardı edemeyiz. Bu tavır partili partisiz bütün vatandaşlar tarafından takdirle karşılanmıştır.

“Genel Başkan Adaylarımıza Soruyorum”

Şimdi, “başarısızlık” başlığı altında özetlenen son beş yıl içinde, her biri partimizin çok değerli kademelerinde çalışmış ve adları bugün Genel Başkan adayları arasında anılan partililerimize, aceleye getirilen bu olağanüstü kurultay çağrılarından önce durup, önce aşağıdaki şu soruların cevabını vermelerini istiyorum: 
“Cumhuriyet tarihimizin en kapsamlı seçim bildirgelerinden birine imza atarak tüm toplum kesimlerinin sorunlarına açılım sunabilmiş partimiz, neden başarılı olamadı?

Bu kadar vaat ve proje beklediğimiz karşılığı neden bulamadı?

Koalisyon hükümeti kurma sürecindeki olumlu ve uzlaşmacı tutumumuz neden beklendiği kadar oyla buluşamadı?

İller düzeyinde seçim kampanyası yürütme yöntemimizi, 1 Kasım sürecindeki imkansızlıklarımızı ve iktidarın pervasızca harcadığı belediye ve devlet imkanlarını gözden geçirmeyecek miyiz?

Genel Başkan Adayı olarak isimleri öne çıkan partililerimiz; “Mahalle sorumlularından başlayarak, ilçe ve il yönetimlerimize, Genel Merkezimize kadar çalışma yöntemlerimizde nasıl bir değişimi gerçekleştirmeliyiz” diye düşündüler mi?

Olağan kurultay takvimi içinde, İl ve İlçe Kongrelerine katılarak örgütlerimizin gençleşmesine ve yenilenmesini hiç değerlendirdiler mi?

Sürekli katılım çağrısı yaptığımız gençlerimizin önlerine çıkan engelleri nasıl kaldıracağız, bunları hesapladılar mı?

“Örgütlerimiz ve Genel Merkezimiz düzeyinde yıllara yayılan çalışma ve yönetim anlayışından kaynaklı sorunları nasıl aşacağız” sorusuna yanıt aradılar mı?

“Terörle mücadele-demokratikleşme” dengesini sosyal demokrat bir Türkiye’de nasıl kuracağız?

Yolsuzluğun ve yoksulluğun artık gündem olmaktan çıktığı bir Türkiye için hangi yeni adımları atacağız; mevcut politikalarımızı asıl seslenmek istediğimiz ancak yeterli oy alamadığımız kesimlere nasıl anlatacağız?

2023 yılı için hazırladığımız tarım, sanayileşme ve ekonomi politikalarımızda, “Merkez Türkiye” projemizde hangi yeni yol ve yöntemlerle ilerleyeceğiz?

Laikliğin ve Cumhuriyetimizin kararlı savunucusu, Atatürk’ün partisi CHP’nin yeni ideolojik rüzgarlara karşı konumu ne olacak?

Bu sorularımız, Genel Başkanımız değiştiği anda çözülecek kadar basit sorunlar mıdır; yoksa çok daha cesur, aceleye getirilmeye gelmeyecek kadar keskin tartışma ve özeleştiri sürecinden geçmemiz gereken bir olağan kurultay dönemi bizim için daha yararlı ve yapıcı mı olacaktır?

“Başarısızlıkta Pay Hepimizindir”

Biz, Ekim ayından bugüne yoğunlaşan “terör-güvenlik-koalisyon görüşmeleri” üçgeninde MHP ve HDP’den blok halde kopan oy dengelerini görmeden, bu oyların il ve ilçeler düzeyinde hangi eksiklerimiz yüzünden hanemize yazılmadığını değerlendirmeden, hatalarımızın muhasebesini olağan kurultay sürecine yayarak tartışmadan, seçim sonuçlarını ve Genel Merkezimizin siyasi söyleminin etkisini hakkıyla açıklayamayız.

Son beş yıl içinde kaybedilen seçimlerde ve yaşanan sorunlarda her birimizin payı vardır. Çözüm de bu sonuçların payını tereddütsüz, “ama”sız bir özeleştiriye tabi tutmakla başlayacaktır.

“Olağan Kurultay, Yenilenme için Ciddi Bir Fırsattır”

Olağan kurultay süreci işte tam da bu yüzden ciddi bir fırsattır. Bu fırsatı hem daha geniş değerlendirme, hem silkinme, hem de yenilenme süreci olarak değerlendirmeliyiz.

Bu ciddiyeti taşımanın ve CHP’yi yeniden umudun adresi yapabilmenin yolu, İlçe ve İl kongrelerini olduğu kadar, kurultayımızı da olağan takviminde ve baskısız, usulüne uygun yapmaktan geçer. Kurultay sürecini olağan akışında ilerletmek dururken, aceleci bir çıkışla, bazı gerekçelere dayanarak liderlik yarışı için bir fırsata dönüştürmek ise hiçbirimize yakışmaz.

Aksi halde, olağan kurultay süreciyle sorgulanmayan bir seçim değerlendirmesi, hata ve eksiklerimizle hesaplaşmayı sürekli erteleyecektir.

Böylesi bir rüzgar, kurultay delegelerimizin kararı ne olursa olsun, Genel Başkanlığın ve ana kademe yönetimlerinin tabandan beslenme kanallarını tıkayacaktır.

“Atatürk ve CHP Karşıtlarına Fırsat Vermeyelim”

Olağanüstü kurultay çağrısının devamında büyüyecek polemikler, CHP üzerinden Türkiye’de demokratik, laik ve Atatürkçü, sosyal demokrat değerlerle hesaplaşmaya devam edenlerin ekmeğine yağ sürecektir. Olağanüstü kurultay süreci yoluyla liderlik değişimini zorlamak, tabanımızın beklentilerini, özeleştirilerini ve yeni çalışma yöntemimizi aksatacaktır.

Oysa, olağan kurultay süreci içinde, yoğun bir özeleştiri ve değerlendirmeyle geçmesi gereken 3 ay, üstünkörü geçiştirilecek bir liderlik tartışmasından çok daha yararlı ve kalıcı çarelere zemin hazırlayacaktır.

Olağan kurultay süreciyle sorunları ve çarelerini kendi içinde tartışarak ilerleyecek bir CHP örgütü, demokrasinin öncü gücü, Türkiye’nin birleştirici gücü olduğunu tüm Türkiye’ye ilan edebilecektir.

“Adaylıkları ve Tartışmaları Olağan Kurultaya Bırakalım”

Gözümüz gibi sakındığımız partimizi dışarıya karşı zayıf gösterebilecek, dış müdahalelere açık bırakabilecek tavır ve açıklamalardan uzak duralım, aceleci davranmaktan kaçınalım. Adaylıkları ve tartışmaları olağan kurultayımıza bırakalım.

Ben, 40 yıla yakın süredir partimin birçok kademesinde görev almış, 6 yıl İl Örgütünde çalışmış, 5 yıl İl Başkanlığı yapmış, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmuş ve % 40'a yakın oy almış, hayatını CHP’ye adamış bir nefer olarak gururla ifade ediyorum ki;
Bugün Türkiye'de siyaset yapan tüm partilerin içinde parti içi demokrasiyi en iyi uygulayan parti olan CHP, başarıda olduğu gibi başarısızlıkta da sorumluluğu paylaşmayı bilecek, çok fazla yaygara etmeden, kısır çekişmeler ve küçük hesaplar içine girmeden çıkış yollarını kendi içinde bulacaktır.

Cumhuriyetimizin kazanımlarını ve hiç yılmadan savunacağımız Atatürk ilkelerini, güncel koşulları dikkate alarak geliştireceğimiz söylemimizi her bir vatandaşımızla daha kararlı biçimde paylaşmanın yolu, bireysel tartışmaların ötesine varmaktan, gerçek sorunlarımızı birlikte görmekten ve olağan kurultay sürecini iyi değerlendirmekten geçmektedir.

“ ‘Öncü Olacağım’ Derken ‘Önce Türkiye’ Hedefinden Uzaklaşmayalım”

Olağanüstü kurultay çağrısı yaparak, “Öncü olacağım” derken “Önce Türkiye” hedefimizden uzak kalmayalım. Partimiz, Türkiye’nin içine gömülmek istendiği tek adamlık diktasına karşı kişilerin iktidarına değil, sağlıklı bir olağan kurultay sürecine odaklanmalıdır.

Ülkemizin dikta ve terör koşullarına mahkûm edilmek istendiği bir ortamda, bu olağanüstü koşullarda birbirimize değil, AKP’ye üstünlük sağlamanın yol ve yöntemleri bu olağan kurultay sürecinde tartışılmalıdır. Bir olağanüstü kurultayın getireceği yüklerle ve birbirimize yüklenerek, suçlayarak, enerjimizi harcayarak umutlarımızı köreltmeyelim.

Başarıda olduğu gibi, başarısızlığımızda da, tabanımızın değerlendirmesine, sorun ve sonuçların İlçe ve İl Kongrelerimizde tartışılmasına fırsat verilmelidir. Yapılacak değerlendirmeler, olağan kurultayımızda nihai şeklini alacaktır, onun için de aceleye gerek yoktur.

“Olağan Kurultay, Tabanın Sesine Kulak Vermektir”

Sorunlarımızı ve hatalarımızı olağanüstü kurultay süreciyle belirlemek, seçim başarısızlığını liderlikle sınırlamak, gerçek sorunları ertelemek, tabanın sesine kulak tıkamak hatasını doğurabilir. CHP'nin tabandan üst kademelere kadar, üyelik düzeninden örgütlerin çalışmasına kadar her alanda yenilenmeye ihtiyacı vardır. Ancak bu acele bir karar ile, olağanüstü kurultay ile değil, olağan kurultay ile çözülebilecektir. Herkesin bunu görmesi gerekir.

Genel Başkanlığa aday olan arkadaşlarımın da sabırla olağan kurultaya kadar beklemelerini, ülkenin olağanüstü gündemini gözardı etmeden ve şartları zorlamadan bu süreci başarıyla sonuçlandırmalarını öneriyorum.”

Son Güncelleme: 10.11.2015 23:46
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.