07 Mart 2019 Perşembe 13:00
Karaca: "Krizin faturası kadın ödetiliyor"
banner479

CHP Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, 'Kadın İstihdamı Raporu'nu kamuoyuyla paylaştı. Kadın istihdamında yaşanan eşitsizlik ve ayrımcılığa dikkat çekilen raporda, sadece kadınların istihdama katılımının önündeki engellerin kaldırılmasının yeterli olmadığı, eşitsiz işbölümünün yarattığı sorunların ortadan kaldırılması gerektiği vurgulandı, kadın istihdamında karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri yer aldı.

Kriz dönemlerinin faturasının kadınlara kesildiğine ifade eden Milletvekili Karaca, "Ekonomik kriz nedeniyle satın alma gücü düşen vatandaşlar gıdadan sağlığa temel ihtiyaçlarının daha çok ev içinde karşılanmasına mecbur kalıyor. Bu ne demek, kadınlar ister çalışsın ister işsiz kalsın evi geçindirmek için ev içinde de erkeklere göre 5 kat daha fazla emek harcıyor, iş yükü artıyor demek. Krizi yaratanlar kadın emeği üzerinden faturayı vatandaşa ödetiyor demek” şeklinde konuştu.

İstihdama katılan kadınların yaşadığı sorunlara değinen Gülizar Biçer Karaca, “11 milyondan fazla kadın ev işleri ve bakım hizmetlerini üstlenmek zorunda olmaları nedeniyle çalışma hayatına katılamıyor. Devletin sosyal devlet olmasının gerekliliklerini yerine getirerek ücretsiz kreş-bakımevi-yaşlı ve engelli bakımını yürüten kurumların artırılması kadınlar üzerindeki yükü azaltarak istihdama katılımı artıracaktır.” dedi.

Raporda yer alan tespitlerden bazıları şu şekilde;

"Hem AB hem OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında, “Türkiye kadın istihdam oranının en düşük olduğu ülke” durumundadır.

Kadın istihdamı kentlerde artış göstermekle beraber, kadınların hala önemli bir kısmı kırsal alanlarda “ücretsiz aile işçisi” olarak çalışmaktadır.

2017 yılında çalışabilir yaştaki kadınların yüzde 28,9’u istihdam edilirken, kadınlar arasında işsizlik oranları da son yıllarda çok hızlı artarak yüzde 14,1’e ulaşmış durumdadır.

Kadınların ‘kadın işi’ denen mesleklerde yoğunlaştığı görülmekte, özellikle finans, eğitim ve sağlık hizmetleri eğitimli kadınların yoğunlaştığı mesleklerin başında gelirken, daha teknik işler olarak görülen imalat, bilgi iletişim ve kamu yönetimi gibi iş kollarında kadınların varlığı çok sınırlı kalmaktadır.

11 milyondan fazla kadın ev ve bakım işleri nedeniyle çalışma hayatına katılamamaktadır. Genç kadınların yüzde 71’i ev işleri, çocuk, hasta ve yaşlı bakımı nedeniyle iş yaşamından ayrılmaktadır.

Kadınlar yine erkeklere göre daha güvencesiz işlerde ve kötü koşullarda çalışmaktadır. Kadınların yüzde 23,8’i taşeron çalışma, özel istihdam büroları aracılığıyla çalışma ve ücretli düzensiz istihdam biçimlerinde yer almakta iken bu oran erkeklerde yüzde 18,95 olarak gerçekleşmiştir.

TÜİK verilerine göre kadın işsizliği Kasım 2017’ye göre 1.3 puan artarak 13.4’ten 2018 Kasım ayında 14.7 olmuştur. 15-64 yaş grubu kadınlarda işsizlik oranı %13,7’den %15’e çıkmış, tarım dışı işsizlik oranı ise %1 ilk artış göstermiştir.

2018 yılında kayıtlı kadın işsiz sayısı kayıtlı erkek işsiz sayısını aşmıştır. 2018 yılında kayıtlı erkek işsiz sayısı 1 milyon 704 bin iken kayıtlı kadın işsiz sayısı 1 milyon 805 bine yükseldi. Ocak 2019’da ise kayıtlı kadın işsiz sayısı 1 milyon 932 bine yükselirken, kayıtlı erkek işsiz sayısı 1 milyon 843 bin olarak gerçekleşti.

TÜİK’in Mart 2019’da açıkladığı 2018 verilerine göre; Kadınların istihdam oranı % 28,9, Erkeklerin istihdam oranı % 65,6; Kadınların işgücüne katılım oranı %33,6 Erkeklerin işgücüne katılım oranı % 72,5, Kadınlarda genç işsizlik oranı %26,1 iken, erkeklerde  genç işsizlik oranı %17,8

Ev içindeki cinsiyetçi iş bölümü nedeniyle ev işleri ve bakım yükü halihazırda kadınların omuzundayken krizle birlikte hane gelirinin düşmesinin uyguladığı baskıyla bu yük artmaktadır. Dolayısıyla krizlerle birlikte ücretsiz iş yükü de yeniden belirlenmekte, ücretli işteki kayıplar cinsiyet eşitsizliğini derinleştirmektedir. Hane gelirindeki düşüş gıdadan sağlığa kadar piyasadan karşılanan tüketim ve hizmetlerin giderek daha fazla ev içinde karşılanmasına neden olmaktadır. Ücretli çalışma üzerinde artan baskı doğrudan ücretsiz çalışma üzerindeki baskıyı da artırmakta, bu baskı kriz döneminde katlanmaktadır.

Kadınlar piyasada daha çok kayıtdışı, güvencesiz, esnek çalışma biçimlerinde yer alır ve düşük ücretlerle çalışmak durumunda kalıyorken, erkeklerle aynı işi yaptıklarında bile düşük ücret karşılığında çalışmaya mecbur bırakılmaktadır.

Kriz döneminde kadınların iş yükü erkeklerin iş yüküne göre 5 kat fazla arttı. Son dönemde Türkiye’de yaşanan duruma baktığımızda; ilk işten çıkarılanlar erkekler olmasına rağmen kadınlar, düşen hane halkı gelirini tamamlayabilmek için iş gücüne katıldılar. Ama aynı zamanda hane içindeki görev ve sorumluluklarını da ne yazık ki paylaşamamışlardır. Dolayısıyla toplam iş yükü göz önüne alındığında eşitsiz iş yükü ile karşı karşıya kalanlar kadınlar olmuştur. Kriz nedeniyle artan işsizlik sonucunda piyasa ve piyasa dışındaki çalışma zamanındaki artış üzerine yapılan hesaplamalar, kadınların toplam iş yükündeki artış oranının (%5), erkeklere (%1) kıyasla 5 kat daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Ayrıca bu dönemde bir yandan kamudaki dönüşüm nedeniyle, kamu istihdamı azalmış, aynı zamanda kriz gerekçesiyle de kamusal hizmetlerde bütçe kısıtı baskısı oluşmuştur. Bunlar aslında bakım faaliyetlerini içeren hizmetlerdir. Bakım faaliyetleri kamusal bir sorumluluk olarak görülmeyip hanelere bırakıldığı vakit, bunu kadınlar yüklenmek zorunda kalmaktadır.

2015 yılı itibariyle Türkiye’de işini en çok kaybetme riskiyle karşı karşıya olanlar kadınlar, kadınlar arasında da özellikle sanayide çalışan kadınlardır. Sanayide çalışan 4 kadından biri işsiz kalma riskiyle karşı karşıyadır.

Güvencesiz çalışma kadınlarda çok daha yaygındır. Hele tarımda -ki tarım hâlâ kadın emeği açısından çok önemli bir sektör- kadınların neredeyse tamamı, yüzde 94.3’ü güvencesiz çalışmaktadır. Güvencesiz çalıştıklarından işsizlik riskiyle de çok daha yüksek oranda karşı karşıya kalıyorlar.

Kayıtlı veriler baz alındığında, her şeye rağmen kadın istihdamının artması sorunun asıl kaynağının görmezden gelinmesine sebep olmamalıdır. Son yılda artan istihdamın yarısının kayıtdışı, güvencesiz işlerde gerçekleşmiş olması temel sorunların başında gelmektedir.

İşte eşitlikçi istihdam politikası için öneriler:

Kadınların iş hayatına katılımını ve iş hayatında devamlılığının sağlanmasında en önemli engel bakım emeğinin hane içinde bölüşülmüyor oluşudur. Bu bağlamda; belediyeler ücretsiz kreş ve yaşlı bakım hizmetlerini arttırmalı, doğum izni gibi kadınlara verilen sosyal hakları babalara da tanımalı ve bu izinlerin kullanılmasında teşvik edici politikalar geliştirilmelidir.

Çocuk, engelli ve yaşlı bakımı için gerekli olan kurumlar geliştirilerek hizmetleri iyileştirilmeli, annelerin iş yükleri azaltılmalıdır. Analık izni sırasında zorunlu sigorta kaynaklarıyla ödenen ücretlerin makul düzeye yükseltilmesi hedef alınmalıdır.

Gebeliğe, analığa, emzirmeye ve cinsiyete bağlı işten çıkarmalar ve doğumdan sonra çalışmaya dönen kadınlara uygulanan ayrımcılığın yasal ve idari yapılanmalarla önlenmesi sağlanmalıdır.

İşyerlerinde kreş olanaklarının yaygınlaştırılması öncelikli politika olmalıdır. İş Kanunu’nun yeniden düzenlenerek, en az 100 işçi çalıştıran yerlerde devletin de desteğiyle kreş kurma zorunluluğu uygulanmalıdır.

Kendi hesabına çalışan girişimci kadınların kredi olanakları genişletilmeli, özellikle kriz dönemlerinde sağlanan teşvikler artırılmalıdır.

Kamu sektöründe istihdamda ilkeli kota uygulamasına geçilerek, özel sektöre yönelik kadın istihdamını artırmaya yönelik özendirici düzenlemeler yapılmalıdır.

Kadınların mesleki eğitim olanaklarını geliştirecek, Çok Amaçlı Toplum Merkezi (ÇATOM) ve benzeri kuruluşlar yaygınlaştırılmalıdır. Zorunlu ilköğretimden çeşitli nedenlerle ayrılmış kız çocuklarının ve kadınların eğitimlerini tamamlamaları için halk eğitim merkezleri yaygınlaştırılarak her yaşta kadının eğitime devam edebilmesi, çağın gereklerine uygun, nitelikli mesleki beceriler kazanması sağlanmalıdır.

Kadın - erkek eşitliğini sağlam temeller üzerinde kurabilmek için fırsat önceliği cinsiyetler arası eşitliğin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilerek, pozitif ayrımcılıkla yaklaşılmalıdır.

Kadının ekonomik bağımsızlığını kazanabilmesi için AB ile uyumlu Ulusal İstihdam Stratejisi hızla yaşama geçirilerek, bu strateji temelinde başta işveren, işçi kesimleriyle ve diğer ilgili tüm sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapılarak uzun vadeli bir Ulusal Kadın İstihdamı Politikası geliştirilmeli; bu politika Yıllık Eylem Planları ile yürütülmelidir.

Çalışma yaşamında kadınlara karşı mevcut her türlü baskı ve ayrımcılık kaldırılarak, iş için değerlendirme ile işe girişte kadınların işe alınması teşvik edilmelidir.

İşyerinde Mobbing ve cinsel tacize maruz kalan kadınların işyerlerinde başvuracakları şikayet birimleri oluşturulması ve gelen şikayetlerde ‘kadının beyanı esastır’ ilkesi kabul edilmesi, önleyici politikaların hayata geçmesi teşvik edilmelidir.

Kırda ve kentte kadınların kooperatif kurmalarını özendirici politikalar geliştirilerek, kooperatif kurulmasında yasal kolaylıklar sağlanmalı ve özellikle kırsalda yaşayan kadınlar için kooperatiflerin sürekliliğini sağlamaya yönelik teşvik edici faaliyetler ve politikalar oluşturulmalı, sosyal güvenceden yoksunluk sonlandırılmalıdır."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.