banner255
Denizli Bülten
Denizli Bülten
12 Nisan 2017 Çarşamba 16:32
Kazım Arslan: “Bu anayasa değişikliği koalisyon da getirebilir”

CHP Denizli Milletvekili Arslan, meclis çoğunluğunun başka partide, cumhurbaşkanının başka partide olması durumunda da koalisyon doğacağını belirtti. Anayasanın ciddi boşluklarla dolu olduğunu kaydeden Milletvekili Kazım Arslan, geçmişten bugüne koalisyon dönemlerinin büyüme oranlarının AKP'li yılların ortalamasından yüksek olduğunu kaydetti. Kazım Arslan "Dünyada en çok koalisyonla yönetilen Güney Amerika ülkeleri başkanlık sistemine sahip. Demek ki başkanlık koalisyonu kendiliğinden engellemiyor. Otoriter, tek adamcı başkanlıkla yönetilen ülkeler düşük büyüme oranına, otoriter yönetimlere, istikrarsız hükümetlere ve askeri darbelere sahne oldu. Geçen gün Venezuela seçmeninin bize yolladığı uyarı dolu anlamlı videoyu tekrar tekrar izleyelim. Bu referandum son şanstır" ifadesini kullandı.

Milletvekili Kazım Arslan'ın açıklaması şöyle:

"BAŞKANLIK KOALİSYON DA DOĞURUR"

"Haftalardır başkanlık sistemini getirmek isteyenlere, "bir daha koalisyon olmayacak" diyenlere, koalisyonu kötüleyerek tek adam modelini getirmeye çalışanlara şunu söylüyorum: Hangi sistem olursa olsun halkın tercihine göre her zaman koalisyon olabilir. Bunun garantisi yoktur. Yapılacak değişikliğe göre, cumhurbaşkanı seçimi ve Milletvekili seçimi beş yılda bir aynı tarihte ve birlikte yapılacak. Meclisin çoğunluğunu alan parti cumhurbaşkanını 1. turda seçtiremezse, iki hafta sonra yapılacak ikinci turda en çok oy alan iki aday arasında yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde, birinci olan partinin değil de diğer partinin adayı seçilirse, çıkan tablo karşısında cumhurbaşkanı başka partiden, Meclis çoğunluğu diğer partiden olduğunda koalisyon olmaz mı? Bunu nasıl görmüyorlar? Koalisyon olmayacak garantisini nasıl verebiliyorlar? Lütfen bunu herkes dikkate alsın, yapılacak anayasa değilikliği ile koalisyon olmaz garanti olmadığından"HAYIR" oyu verin.

Ayrıca bugün Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunluğu koalisyonlarla yönetiliyor. Bu ülkeler geri mi kalıyor? Dünyanın en ileri ülkeleridir bunlar. Önemli olan uzlaşma kültürüdür, bunu taşıdığınız sürece koalisyon hükümetleri de başarılı olmuşlardır.

"KOALİSYON DÖNEMİ BÜYÜME ORANLARI AKP'Lİ YILLARDAN DAHA YÜKSEK"

Koalisyon dönemlerine bakalım; 1963-1965 İsmet İnönü dönemi koalisyonu ortalama büyümesi 5.6; farklı başbakanlar ve 12 Mart darbesiyle geçen 1971-1973 koalisyonlarının ortalama büyümesi 5.4'tür. 1973-1977 arasında Ecevit ve Demirel'in farklı koalisyonlarında, ambargo, Kıbrıs ve sağ-sol çatışmasının olduğu kritik dönemde dahi ortalama büyüme 6.6'dır. Tek partili 15 yıllık dönemde ortalama kalkınma hızı % 4,6 dır. Buna bakarak bile koalisyon dönemlerinin başarısız olduğunu söyleyemeyiz.

Bize başkanlık sisteminin dayatıldığı son 3 yılın tek parti büyüme oranı 3.1, 2016 büyüme oranı ise sadece 2.9'dur. Bu rakamlar ortadayken koalisyona suç atmak, kendi başarısızlığının üstünü kapatmaktır.

Bugün koalisyonu kötüleyenler, tek adamlık düzeninde cumhurbaşkanının ortak uzlaşıya, meclis sağduyusuna ihtiyacı kalmayacağını, kendi bildiğini okuyacağını, istediği kararnameyle istediği kararı meclissiz çıkaracağını itiraf ediyor. Güçlendirilmiş Meclis değil, güvenoyu, gensoru ve sözlü soru yetkilerini yok eden bir değişiklik istiyorlar. Bunu kabul edemeyiz ve onun için"HAYIR"diyeceğiz.

"KOALİSYONU KÖTÜLEYENLER ASLINDA NEYİ GİZLİYOR?"

Koalisyonu kötüleyenler, tek adamlık modelinin yıkıcı gerçeklerini gözden kaçırıyor. Bir danışman kalkıyor, “yeni bir devlet kurulacak” diyor, diğeri umarsızca eyalet düzenine göz kırpıyor, "eyalet sistemi tartışılmalıdır" diyor. Eyalet demek ayrışmanın ve bölünmenin yolunu açmak demektir. Referandum adı altında, cumhuriyete ve üniter yapıya karşı yıllardır birikmiş kinlerini “devlet reformu” deyip, işler hızlı yürüyecek diye halkımıza yutturmaya kalkıyorlar..

Koalisyonu kötüleyen, istikrar diye savunmaya geçenler, bu yeni yapıda atamayla gelecek bakanların ve cumhurbaşkanı yardımcılarının, cumhurbaşkanının görevlerinden sonra dahi yargılanmaması için her yolu deniyor. Rüşvet almaya, nüfuz ticaretinden yolsuzluğa ve vatana ihanete kadar aklınıza ne suç gelirse yargılanabilmeleri için Meclisten büyük çoğunlukla oy çıkması gerektiğini gizliyorlar. Bu anayasa paketi “istikrar” ve “koalisyona son” adı altında, 2002’den beri bakanlık, başbakanlık yapmış her siyasetçiye göreviyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanması için meclisin 400 vekilinin oyunu şart koşuyor,bu durum hesap sormayı imkansızlaştırıyor.

"YARGILANMAKTAN MUAF OLACAK BİR HÜKÜMET GELİYOR"

Bu paket, partili cumhurbaşkanı ne kadar hukuksuz görev verirse versin, tek parti iktidarında bunu yerine getirecek bir bakanın her türlü suçunun üzerini örtmeye, suçu ve suçluyu gözden kaçırmaya yarıyor. 2002’de Koray Aydın’ı, Mesut Yılmaz’ı, Güneş Taner’i 276 oyla bile Yüce Divan’a yollayabilenler, yarın bizden AKP’li bakanları Yüce Divan’da yargılayabilmek için 400 oy isteyecek ve bunun adına “istikrar” diyecekler. 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra da "tek başımıza bizi iktidar edin, istikrar gelsin" diyen bu iktidar sözünde durdu mu ? İstikrarı getirebildi mi ? Getiremez, çünkü sürekli ayırımcılık yapıyor, hata yapıyor, sonra da "Allahım beni affetsin, milletim beni afetsin" diyor. İşte yine aynı zihniyet tek başına bütün Türkiye'yi Esad gibi yönetmek istiyor. Buna izin veremeyiz ve"HAYIR" diyeceğiz.

2010’da bağımsız ve tarafsız yargı diye yola çıkanların yargıyı elbirliğiyle FETÖ’ye nasıl teslim ettiği ortadayken, 2017’de yine bağımsız ve tarafsız yargıyı istemelerinin altında yatan, FETÖ’den boşalan HSYK ve yargı düzenini partili cumhurbaşkanı üzerinden ellerine geçirmektir.

"İSTİKRAR UĞRUNA İSTİKBALİMİZ GİDİYOR"

Ders alınan hiçbir şey yoktur, koltuk kavgası anayasa üzerinden yapılmaktadır. “İstikrar” diye yola çıkanların “istikrar”dan anladığı, hükmedecekleri bir yargı, istedikleri kararı verdirecekleri hakim ve savcılar düzenidir, etkisiz bir meclistir, tek mutlak güç olacak saraydır.İktidar, istikrar uğruna ülkemizin istikbalini tehlikeye atmakta, demokrasiyi ve kuvvetler ayrılığını feda etmektedir.

Bugün koalisyonu kötüleyenler istikrarın ancak bu yeni modelle geleceğini savunuyorsa, 15 yıldır tek başına iktidarda bir gün dahi istikrar yüzü görmemişiz demektir. Yol, köprü, baraj yaparken bu milletin vergileri parlamenter sistemde toplanmadı mı? Bunca seçim kampanyası için harcadıkları paralar, milletin parlamenter sistemde ödediği vergilerden gelmedi mi?

"ANAYASA FIRLATMAYI BIRAKTILAR, BAŞBAKAN FIRLATTILAR"

Sistemi kötülemek için 2001’de anayasa kitapçığı fırlatıldığını söyleyenler, 2015’te yüzde 49 oy almış bir başbakanı bir gecede koltuğundan fırlattıklarını ne çabuk unuttular! Ortada fırlatacak bir anayasa kitapçığı ve anayasal düzen bırakmayanlar, önce seçilmiş başbakanı yerinden fırlattı, şimdi de partili cumhurbaşkanının tüm kurumları karşısında hizaya çekeceği düzeni bize istikrar diye yutturmaya kalkıyorlar. Dört yıl önce doların değeri 1.78 TL iken bugün 3.68 TL'ye gelmişse bunların sözü tutuyor mu?


Sorun parlamenter sistemde değil, onu işletmeyen iradededir. Darbeler parlamenter sistemin açmazları yüzünden değil, parlamenter sistemi işletmeyen ve darbeci kadroları devlet içinde göz göre göre yükseltenlerdedir.

"GÜNEY AMERİKA'DAKİ BAŞKANLIKLAR KOALİSYONA YOL AÇTI"

Eğer çare başkanlık olsaydı, dünyada en çok koalisyon görülen hükümetler, dünyada en çok askeri darbe görülen ülkeler Güney Amerika’daki başkanlık sistemlerinde olur muydu? Eğer başkanlık koalisyonu engelliyorsa, Latin Amerika ülkeleri 25 yılda yüzde 76 oranında koalisyonla yönetilir miydi? Başkanlıkla yönetilen, ekonomik kriz ve yolsuzlukla çalkalanan Brezilya’da 1988’den 2010 yılına kadar 19 koalisyon hükümeti kurulur muydu?

Başkanlık hiçbir yerde kendiliğinden istikrar getirmez. Aksine bu anayasa paketi kendi içinde yeni koalisyonları hazırlamaktadır. Cumhurbaşkanı ile meclis seçimini aynı zamana denk getiren bu pakette, cumhurbaşkanlığı seçimi 2. tura kaldığı anda tehlike çanı çalacaktır.

Partili cumhurbaşkanını seçtirmek isteyenler, derhal koalisyon pazarlıklarına başlayacak, partilerin oy oranına göre bakanlık vaadinde bulunacaktır. Bugün geçmişin koalisyon görüşmelerini kötüleyenler, partili cumhurbaşkanı için çok daha gizli pazarlıklara girişecektir.

Görünürde tek partinin cumhurbaşkanı ama arka planda birçok partinin pazarlığıyla kurulmuş bir koalisyon hükümeti ise, bu kadar yetkiyle donatılmış bir taraflı cumhurbaşkanının elinde yeni istikrarsızlıklara, yeni askeri darbelere açık hale gelecektir.

Dünyada diktatörlükle yönetilmiş Arjantin, Brezilya, Meksika, Kolombiya, Venezuella gibi ülkeler, baskının ve tek adam rejiminin içinde sürekli askeri darbelere maruz kalmıştır. Brezilya’da başkanlık var ama 9 partili bir koalisyon var. Meksika’daki başkanlık iki partili koalisyonla, Arjantin’deki başkanlık 3 partiyle yönetiliyor.

"VENEZUELA SEÇMENİNE KULAK VERELİM"

Bu kadar yetkiyi babasına dahi vermeyecek olan, kendileri pişman olduğu için ülkemizi uyaran Venezuela seçmeninin bize yolladığı videoyu tekrar tekrar izleyelim; tek adamlık sistemi, sanıldığının aksine darbelere açık bir kaos ortamı yaratır, ülkede hesap vermeyen, yargılanamayan bir yönetici sınıfı büyütür, kayırmacı ekonomik modelle ülkede yolsuzluğu, enflasyonu büyütür, büyümeyi düşürür, gelir uçurumunu derinleştirir. Varlık Fonu gibi yapılarla milletin birikimini uluslararası kredi kuruluşlarına ipotek eder.

Ülkemiz, fiili başkanlık altında iki buçuk yılda yeterince kaybetti. Saraydan alınıp 97 yıl önce millet verilen yetkiyi bugün yeniden Saraya vermemek için son şans 'HAYIR' demektir."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.