17 Kasım 2017 Cuma 12:09
'2 Kadın Anadolu’da' GESİFED desteğiyle Denizli’deydi

Anadolu’yu yaşayarak ve yaşatarak tanıtmak amacıyla yollara düşen Armağan Portakal ve Banu Tozluyurt resmi değil fahri gezerler. İlk durakları olan Antik Kent Hierapolisi gezmeye mezarlıklar kenti Nekropolis’den başladılar. Kleopatra Havuzunun oradaki minibüslerle ücret karşılığında Hierapolis’in zirve noktası St. Philipsus Kilisesi ile mezarlığına ve dünyanın en iyi korunmuş tiyatrosuna ulaşmanın mümkün olduğunu aktardılar. Hierapolis’i daha etkin gezebilmek adına ring seferlerinin var olması gerektiğini ve tabelaların yetkin olması gerektiğini vurguladılar. 

Sonrasında Laodikya antik kentini gezdiler. Bu antik kentin tekstil merkezi olduğu, dünyadaki ilk göz hastanesinin yer aldığı, Suriye caddesinde sağlı sollu dükkan kalıntılarının, süs havuzlarının ve 12.000 kişilik tiyatronun olduğunu vurguladılar. Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek’in çalışmaları ve önderliğinin takdire şayan olduğunu belirttiler. Laodikya’yı Arkeolog Kübra Çalışır ile gezen misafirlerimiz rehbersiz de gezmenin mümkün olduğuna; tabelaların, yönlendirmelerin ve bilgi levhalarının yeterli olduğuna değinmeden geçmediler.

Pamukkale Travertenlerine ve Kleopatra antik havuzuna uğradılar. Suyun 35-37 derece arasında çıktığı, şifalı olduğu, özellikle kalsiyum ve magnezyum açısından zengin olduğu ve tadının sodalı olduğu bilgisi paylaşıldı.  Gezerken tuvaletlerin büyük ihtiyaç olduğu ancak tuvaletlere gerekli önemin verilmediği vurgulandı.

Pamukkale’ye bağlı Karahayıt’ı gezdiler. Karahayıt’ın halk dilinde kırmızı su demek olduğunu, suyun şifalı olduğunu, su buharlaşınca çöken demirin etkisi ile suyun renginin oluştuğu bilgisini paylaştılar. 

Sonrasında ise Denizli Teleferiğine bindiler, Denizli’yi tepeden görme şansını elde ettiler. Bağbaşı yaylasını gezen misafirler yayladaki tesisin güzelliğinden, bungalovlardaki konaklama imkanından ve kamp alanından bahsettiler. 

Ardından Tavas’a bağlı Kızılcabölük’ü gezdiler. Peştemal diyarına uğradılar. Doğal dokumaların olduğu, organik boyaların kullanıldığı, desenlerin ahşap baskı, taş baskı olduğu peştemalları tanıttılar. Truva filminin tüm karakterlerin kıyafetleri peştemal diyarından olduğunu vurguladılar. Kızılcabölük’te Hanife ve Ahmet Paralı Yöresel El Sanatları ve Tekstil müzesini gezdiler ve mutlaka görülmesi gerektiğini tavsiye ettiler.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.