Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve MİT Başkanı Hakan Fidan Rusya'da temaslarda bulundu. İdlib başta olmak üzere birçok konuda anlaşma sağlanamadığı ve hatta Rusya Türklere vize uygulamasını komisyona havale ettiği halde medyamız bu görüşmeleri, “Kıskandıran buluşma... Kıskandıran işbirliği... Rusya stratejik bir ortak... Türkiye-Rusya çok yakın mesaide” başlıklarıyla verdi.

Yok bu defaki “pembe tablodan” doğrudan medyamız sorunlu değil.

“Bu yakın işbirliği ve dostluk, bazı ülkeleri ve kişileri kıskandırmıyor değil” ve de “Rusya stratejik bir ortaktır” diyen bizzat Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu.

Türk-Rus ilişkilerine geçmeden önce bir ayrıntıya dikkat çekelim. Tüm temaslarda MİT Başkanı Hakan Fidan var. Olabilir, zira yıllar önce AKP yetkilileri onun “Suriye'yi sokak sokak bildiğini” söylemiş, Erdoğan da “kara kutum” demişti.

Mesele şu; Bakanlar mevkidaşlarıyla görüşürken, Fidan'ın çoğumuzun adını dahi bilmediği Rus mevkidaşı Dış İstihbarat Örgütü (SVR)'nin Başkanı Sergey Narışkin'le bir teması olup olmadığını bilmiyoruz. Oluyorsa, bunun haberlerde aktarılmaması ilginç. Olmuyorsa, heyetlerde bulunması, bakanların görüşmelerine “refakatten” ibaret kalıyor demektir ki, bu daha da ilginç!..

-ABD'ye Küstük Rusya'ya Yanaştık da-

Geçen yıl da olmuştu; ABD'ye küstük, Rusya'ya yanaştık.

Milletçe ABD'yle birinci sorunumuz malûm; PKK'ya kağıt üstünde “terör örgütü” derken, Suriye PKK'sı PYD/YPG'yi “kara gücü” sayması, bunları eğitip-silahlandırması ve Erdoğan'ın ifadesiyle sınırımızda bir “terör koridoru” kurdurması.

Peki güvenlik alfabemizin “A”sı olan bu konuda Rusya'nın sicili nasıl, hatırlatalım:

ABD henüz PYD/YPG'ye Washington'da temsilcilik açtırmadı, hatta Salih Müslim'e vize vermiyor, ama terör örgütünün Moskova'da ofisi var. Örgütün liderleri de Rusya'ya gidip geliyor. Salih Müslim'in, Şam yönetimi ile Rusya aracılığıyla görüştüklerini, Şii milislerin Afrin'e Rusya'nın yardımıyla geldiğini açıkladığını da kaydedelim.

Erdoğan, Putin'le bir kaç görüşmesinde bu ofis meselesini gündeme getirdi, ancak değişen bir şey olmadığı gibi, Rus Dışişleri Bakanlığı, PKK'yı da terör örgütü saymadıklarını duyurdu. Putin de, “Kürtlerle çalışmayı sürdüreceğiz, ancak silah vermeyi düşünmüyoruz” demekle yetindi.

Başka?.. Bizim de dahil olduğumuz Astana sürecinde Rusya, PYD/YPG'lilerle ayrı toplantı düzenleyip, yeni Suriye anayasa taslağında “kültürel özerklik” önerdi.

Teröristlerin Münbiç'te sadece ABD değil, Rus bayrağıyla faaliyetlerini sürdürdüğünü de geçen yıl bizzat dönemin Milli Savunma Bakanı Fikri Işık söyledi. Rus askerlerinin YPG armalı fotoğrafları yayınlandı. Erdoğan, bunları gösterdiğinde ise Putin, “Bilmediğini ve araştıracağını” söyledi.

Rusya da Afrin de üs kurmak için YPG ile anlaşma yaptı.

“Afrin” demişken; Bilmem hatırlar mısınız 10 Şubat'ta burada bir helikopterimiz düşürüldü, iki askerimiz şehit oldu. Erdoğan, “Bunun bedelini fazlasıyla ödeyecekler” deyip, olayla ilgili gerekli araştırmanın süratle yapılıp, bilgi verileceğini söylerken, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, “Herhangi bir dış müdahaleyle düştüğü konusunda kesin bir delil, belge olmadığını” bildirdi. Genelkurmay Başkanlığı da, “Teknik heyet tarafından inceleme başlatıldığını” açıkladı. 6.5 ay geçti, helikopterimizin neden ve nasıl düştüğünü hâlâ bilmiyoruz.

Dünkü temaslarla ilgili medyamızın manşetlerinde güller açarken, yine iktidara yakın Yeni Şafak Gazetesi'nde bugün yayınlanan bir röportaja bakalım. Konuşan, Şah-Fırat Oprasyonunun komutanı emekli Tuğgeneral İhsan Başbozkurt. İdlib'deki durumu yorumlayan, ABD'nin söz verdiği halde Münbiç'ten teröristleri çıkarmadığını hatırlatan Başbozkurt, “Tel Rıfat bölgesinde de Rusya PKK ile beraber hareket ediyor ve bölgeden terör örgütünü çıkarıp atmış değil. Bunu Rusya ne maksatla, niçin, neyin karşılığında yapıyor?” diyor.

İşte Rusya-PKK ilişkisinin halihazırdaki durumu!..

-ABD Neyi Kıskanmıştır?-

Konuyla ilgili geçen yıldan iki not daha aktaralım:

Dönemin Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, şunları söylemişti:

“Rusların, 'Biz PYD'yi terör örgütü olarak görmüyoruz' diye yaklaşımları var. Rusya, PKK'yı resmen terör örgütü olarak da tanımlamıyor. Ancak biz PYD'nin bölge için ne kadar tehlikeli olduğunu hem Rus mevkidaşlarımıza hem Amerikalı mevkidaşlarımıza anlatmaya devam ediyoruz. PYD ile eğer iş yapılırsa bölgenin belki DEAŞ'tan temizleneceğini, ama DEAŞ sonrasında daha büyük bir kaosun içerisine girme riskiyle karşı karşıya olduklarını anlatıyoruz. Onlar da: 'Türkiye'nin hassasiyetlerini anlıyoruz.' diyorlar; ama kendi politikalarını uygulamaktan da geri durmuyorlar.”

Erdoğan da Putin'in, “Kürtlerle çalışmayı sürdüreceğiz, ancak silah vermeyi düşünmüyoruz” sözlerine şu karşılığı vermişti:

“Mesele Kürtlerle çalışıp çalışmamak değil. Önemli olan terör örgütüyle ilişki içerisinde olunmamasıdır. Muhataplarımıza: ‘Bunlara silah veriyorsunuz. Elimizde belgeler var. Füzelerin fotoları var.’ diyoruz. Kabul etmiyorlar. Biz de bunları önlerine koymaya devam edeceğiz.”

Ya dünkü zirve?

Dışişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve MİT Müsteşarı orada; Vizelerden domatese, Rus turistlerden Erdoğan ve Putin'in İstanbul'da balık yemesine herşey konuşuluyor, ama PKK-PYD-YPG'nin adı yok!..

Ne oldu? Muhataplarımıza anlatmaktan, önlerine belge koymaktan yorulup, vaz mı geçtik?

En hayati meselemiz bu değil miydi?.. Yoksa biz mi öyle sanıyorduk?..

“ABD'yi kıskandıran buluşma” öyle mi? PKK konusunda ABD'nin kafasında “boza pişirirken”, “yeni stratejik ortağımız” Ruslarla görüşmede teröristlerin adını anmamamızı kıskanmışlardır herhalde!..

Müyesser YILDIZ

25 Ağustos 2018

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.