20 Kasım 2021 Cumartesi 18:35
Akşener Denizli'de konuştu

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Denizli'de 29 Ekim Bulvarı üzerindeki Özay Gönlüm Meydanı’nda miting düzenledi. Yoğun katılımın olduğu miting saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Akşener sözlerine Özay Gönlüm'ün "Ey benim, umudumun kandili, gözyaşımın mendili, dağdan bağdan aşırmadığım, dilden gönülden düşürmediğim, türküyle, duayla büyüttüğüm, kardan kıştan kayırdığım, bazlamayla doyurduğum, tarlada toprağım, ağaçta yaprağım" dizeleriyle başladığı konuşmasının satır başları şöyle; "Niye buradayım biliyor musunuz? Çünkü memleketimiz darda, milletimiz zorda. Türkiye'de bugün analar tencereyi kaynatamıyor. Türkiye'de bugün babalar eve ekmek götüremiyor. Türkiye'de bugün gençler kaçıp gidecek ülke arıyor. Yazık değil mi, günah değil mi? Bu aziz millete varlık içinde yokluk yaşatmaya ne hakkınız var? Sen ay sonunu getiremezken, Saray'da sefa sürenlerin sefasını bozmak için buradayım. Sen borç içinde yüzerken, utanmadan uçan ekonomi masalları anlatanların yüzüne senin gerçeklerini çarpmak için buradayım. İş isteyenlere burun kıvıranların işçiyi, memuru, EYT'liyi yük görenlerin; sokakları kadınlara dar edenlerin, milletin malına çökenlerin devrini artık bitirmek için buradayım. Bu kötü gidişe artık bir dur demek için buradayım.

Türkiye zengin bir ülke. Türkiye çok büyük potansiyeli olan bir ülke. Türkiye yoksulluğu değil, zenginliği hak eden bir ülke. Türkiye'nin çözülemeyecek sorunu yok. Zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye'yi inşa etmek için ihtiyacımız olan her şeye sahibiz. Tek bir sorunumuz var, o da nedir biliyor musunuz? Bu ucube sistem ve beceriksizliğin kitabını yazan AK Parti iktidarıdır. Türkiye bugün çok derin bir krizle karşı karşıya. Şimdi ben de size soruyorum: Bu iktidar şu anda millete gidebiliyor mu? Aranıza gelebiliyor mu? Aranıza gelmeye yüzleri var mı? Esnafın arasına girebiliyorlar mı? Halkın arasına, tarım köylüsünün arasına girebiliyorlar mı? Pamuk tarlasına girebiliyorlar mı? Pancarda varlar mı? Çarşıda pazarda gezebiliyorlar mı? Gençlerin karşısına çıkabiliyorlar mı? Aynı sayın Erdoğan'ın bundan 20 sene önce söylediği gibi, öyleyse tek bir çözüm var: Seçim, seçim, seçim.

2001 yılındaki krizde bile 1.2 lira olan dolar bugün 11 lira. ‘Türkiye'yi uçuracak' dedikleri bu ucube sistem 3 yılda doları uçurdu, enflasyonu uçurdu, işsizliği uçurdu. 5 müteahhit daha zengin oldu ama milletimiz fakirleştikçe fakirleşti. Doğalgaz fiyatları ateş pahası, domatesin, patatesin, etin, sütün, yoğurdun, şekerin, yağın fiyatı ateş pahası. İşveren için maliyetler 2 katına çıktı. İşsizlik arttıkça artıyor. Artık geceleri döviz kurunu takip ederken uykularımız kaçıyor. Biz ne kadar uyarırsak uyaralım sayın Erdoğan bildiğini okumaya, her şey yolundaymış gibi davranıp sorumsuzca konuşmaya tam gaz devam ediyor. Üstelik sadece kendisi değil, çevresi de aynı.

Haziran 2018’de, domatesin fiyatı 4 liraydı. Bugün 11 lira. Kıymanın kilosu, 40 liraydı, bugün 75 lira. Ev fiyatları, son bir yılda yüzde yüz arttı. Otomobil bayisinin, galerinin, yanından geçebilene aşk olsun. Birkaç yıl öncesine kadar, otomobili bir araç olarak bilirdik. Ancak bugün geldiğimiz noktada, otomobil artık bir amaç hâline geldi. Orta sınıf arabaların fiyatları, 500 bin lirayı geçti. Hatta araba, artık bir yatırım aracı hâline geldi. İşte size, Sayın Erdoğan’ın, buram buramzeka kokan tercihlerinin sonuçları. Ama kendisine sorarsanız, her şey yolunda, enflasyon da yüzde 19. Güler misin, ağlar mısın? Gerçekten ibretlik.

Değerli kardeşlerim; Ak Parti iktidarı başa geldiğinde Denizli, kişi başına gelirde 14’üncü ilimizdi. Bugün ise 21’inci sırada yer alıyor. Denizli her geçen gün zenginlikte, istihdamda, istikrarda geriye gidiyor. Biliyorum; Ülkemizi içine soktukları bu durumdan, aynı benim gibi, siz de rahatsızsınız. Ama, “Ekonomi kötü” dediğinizde bu durumun sorumluları size “Elinize dizinize dursun be!” diyecekler. “İş bulamıyoruz” dediğinizde “Çalıştıracak eleman bulamıyoruz” diyecekler. “Fiyatlar yüksek, enflasyon yükseliyor” dediğinizde “Dolarla mı maaş alıyorsunuz?” diye soracaklar. Herkes suçlu, ama bir tek Ak Parti ve Sayın Erdoğan suçsuz. Varsın olsun. Onlar istedikleri kadar, kulaklarının üzerine yatsın. Biz varız. Biz buradayız. Biz neredeysek, milletin iradesi oradadır. Biz neredeysek, milletin gündemi, milletin derdi oradadır. Çünkü, İYİ Parti neredeyse, milletin sesi oradadır!

Değerli kardeşlerim, biliyorsunuz, bu fevkalade işinin ehli arkadaşlar, döviz yükselince, çocuk kandırır gibi, diyorlar ki; “İhracatçımız daha çok kazanıyor.” Kardeşim; İhracatçımız, bir malı üretebilmek için, ithal girdi kullanıyor. Üç yıl önce, bu ucube sisteme geçerken, dolar 4,7 liraydı. Bugün 11 lira. Bu ne demek? Bu; sanayicimiz, ithal girdileri bundan üç yıl önce, 10 liraya alırken, bugün, 25 liraya alıyor demek. Bu ne demek? Bu; üretim maliyetleri, 2 buçuk katına çıktı demek. Bu ne demek? Bu; milletin üstüne başına aldıklarının da, çarşıda pazarda gördüğü etiketlerin de 2 buçuk katına çıkması demek. Denizli, en çok ihracat yapan 9’uncu ilimiz. Bu yılın da, ilk 10 ayında yapılan ihracatın, yüzde 2,24’ü Denizli’den. Hatta konfeksiyon ihracatımızın, yüzde 6,8’ini, demir ve demir dışı metal ihracatımızın, yüzde 5,6’sını, elektrik-elektronik ihracatımızın ise, yüzde 5,4’ünü Denizli yapıyor. Ama aynı zamanda Denizli, bu ihracat karşısında, geçtiğimiz 12 ayda, 2 milyar dolarlık da ithalat yaptı. Türk lirasındaki değer kaybı ortada. Türk Lirası’nın değer kaybı, bu ithalatın maliyetinin artması anlamına geliyor. Dolayısıyla ihracatı artırmak için, ithal girdi bağımlılığını azaltıp, ihracatçımızın dünyaya açılmasını, kolaylaştırmamız lazım. Bunu da, bu arkadaşların aksine, Türk Lirası’nı değersizleştirerek değil, kalite artışını teşvik ederek, lojistik ve üretim maliyetlerini düşürerek yapabiliriz. Sanayicimizin kullandığı elektriğe, İktidar tarafından, zam üstüne zam yapılıyor. Ama, merak etmeyin az kaldı.

İYİ Parti iktidarında, sanayicinin kullandığı elektriği, rekabet ettiğimiz ülkelerin seviyesine, hatta onun da altına düşüreceğiz. Böylece, sanayicimizin elinden alınan rekabet gücünü, geri vereceğiz. İktidarın beceriksizliği yüzünden, artan enerji fiyatlarına, Denizlili üreticimizi kurban etmeyeceğiz. Kayıt dışı istihdamı azaltmak için; Belirli bir sayının üzerinde kayıtlı işçi istihdam eden işletmelere, vergi ve SGK primi iadesi gibi, destekler sağlayacağız. Böylece, hem devletimize, hem vatandaşımıza hem de işverene zarar olan, kayıt dışı problemini ortadan kaldıracağız,

Denizlili hemşehrilerim, sanayi kenti Denizli’mizde, 55-60 yıllık fabrikalar kapanıyor. Daha geçtiğimiz yıl, 10 fabrika kapatıldı. Denizli her geçen gün, değerlerini kaybediyor. Her geçen gün, işsizlik artıyor. Her geçen gün kötüleşen ekonomi, hayatları derinden etkiliyor. İşte bu yüzden; iktidara geldiğimizde, ilk işimiz, teşvik mekanizmalarını, yüksek faizli kredileri, vergi ve sigorta primlerini, gözden geçirmek olacak. Böylece, beceriksiz yöneticilerin aldığı kararların, cefasını çeken vatandaşlarımızı, sanayicimizi rahatlatacağız. 

Bunun yanında; Denizli ekonomisinin, temel sektörü olan tekstildeki, kırılganlığın da farkındayız. Bunun için, Pamukkale Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren, moda tasarımı, ve giyim üretim teknolojisi gibi bölümlerdeki öğrencilerimizin, sektörün talepleri doğrultusunda, eğitim almaları için, Üniversite-OSB-Kamu iş birliğini, Almanya’daki sistemi baz alarak kuracağız. Böylece, hem sektöre nitelikli iş gücü sağlayacağız, hem de öğrencilerimizin, mezun olduktan sonra işsizlik sıkıntısını çözeceğiz. Tekstil sektörünün, ana problemlerinden biri verimlilik. İşte bu nedenle bizim de; verimliliği ve kaliteyi artırmayı hedefleyen, bir sanayi politikamız var. Bu nedenle, beceri açıklarını, il ve sektör detayında belirleyip, buna göre beceri geliştirmeyi amaçlayan, bir istihdam politikamız var. Bize göre; mevcut iktidar gibi, “Tekstil ve konfeksiyondan çıkıp, yüksek teknolojili sektörlere yöneleceğiz.” demek yerine, her sektörden, yüksek katma değer elde etmemiz mümkün. O nedenle, yetkiyi aldığımızda, biz sektör ayrıştırmayacağız. Her sektörde, çağın gerektirdiği yetkinliklere sahip, bir işgücü oluşturacak, ve ucuz işgücüyle değil, üretimin kalitesi ile öne çıkan bir Türkiye inşa edeceğiz.

Ayrıca; Denizli’nin sanayi üretimine rağmen, limanlara, doğrudan demiryolu bağlantısı yok. Bu, büyük bir eksiklik. İYİ Parti iktidarında, Denizli’ye yatırımların gelmesi, sanayicilerimizin, iyi kazançlar elde etmesi ve milletimizin refahının artması için; Denizli’de üretilen malın, dış pazarlara erişiminin kolaylaşması için; Denizli’nin limanlara, doğrudan demiryolu ile bağlanması, öncelikli yatırım konularımız arasında yer alıyor. Hatta, bu tren yolu bağlantısının, OSB’lerin içine, kılcal bağlantılar ile aktarılması, şirketlerimizin daha da rekabetçi olmasını sağlayacak. Denizli’nin yatırım çekiciliğini de artıracak.

Buradan, çiftçi kardeşlerime seslenmek istiyorum: az kaldı, çektiğiniz bu zulüm bitecek. İYİ Parti iktidarında, mevcut borç takiplerinizi durduracağız. Her türlü sübvansiyon haklarınızı koruyarak, faizsiz, masrafsız, bir yıl ödemesiz, ertesi yıl, sadece faiz ödemeli, anaparayı da, 5 yıl vadeli olacak şekilde, borçlarınızı ödeme imkânı sağlayacağız. Gelir garantili bir model sunarak, daha sezon başlamadan, ne ekeceğinizi, ve ne kadar kazanacağınızı size söyleyeceğiz. Ziraat Bankası’nı, bir tarım bankası hâline getirip, Atatürk Orman Çiftliği Tarım Bilimleri Akademisi vasıtasıyla, verimli tarım arazilerine, sanayi bölgesi kurumasına, plansız kentleşmeye, tarım ve orman bölgelerindeki, maden arama faaliyetlerine son vereceğiz. Ata tohumlarımız, hayati öneme sahip olduğu için, sertifikasyon çalışmalarına hız vereceğiz. Ez cümle; İYİ Parti iktidarında, çiftçilerimize, bu milletin efendisi olduklarını, yeniden hissettireceğiz!

Kardeşlerim sadece ekonomide değil, Denizli, maalesef diğer alanlarda da geriye gidiyor. İşte size sağlıktan bir örnek; Sağlık alanında Denizli, 2014’te en başarılı 33’üncü ilimizmiş. Ama 2020’de, 56’ncı sıraya gerilemiş. Denizli’mizde, yeterince hastane yatağı ve doktor yok. Mesele, koca koca hastaneler yapmak değil. Mesele, doktor ve yatak sayısını artırmak. Sağlık hizmetlerinin, kalitesini artırmak. Ama kimse merak etmesin. Yetkiyi aldığımızda, biz, bu problemi de çözeceğiz. Doktor ve sağlık personeli sayısında, Denizli’mizi hak ettiği seviyeye kavuşturacağız. Ayrıca bir de, yoksul vatandaşlarımız var. Yoksullukla mücadele, bizim en önemli önceliğimiz. Biz gelince, sosyal yardımı, ihtiyaç sahibine vereceğiz. Devlet okullarına giden çocuklarımızın, sağlık bir şekilde, karınlarını doyurmalarını sağlayacağız. Ev kadınlarına özel, nakit desteği vereceğiz. Hem Denizli’nin, hem de Türkiye’nin hafızasından, yoksulluk kelimesini, evelallah çekip çıkaracağız.

Kardeşlerim; Böyle ciddiyetsizlik, böyle iş bilmezlik olmaz. Millet iradesinden böylesine uzaklaşılmaz. Bir ülke, böyle yönetilmez. Gerçekleri perdelemek için, milletimizi, uydurma gündemlerle kandırabileceklerini sanıyorlar. Olmaz. Bu aziz millet, bu dümenleri, dün de yemedi, bugün de yemez. Türk Milleti, sabırlıdır. Türk Milleti, dirayetlidir. Türk Milleti’nin feraseti yüksektir. Zorluklara göğüs gerer, ama sandık geldiğinde, faturayı sorumlusunun önüne koyar. Nitekim; O büyük millet, şimdi yeni bir karar verdi, ve sandık gününü bekliyor. Çünkü, biliyor ki, daha iyisi var. Çünkü, biliyor ki, bu ülkenin, iyi ve cesur evlatları var. Çünkü biliyor ki, Türkiye’nin refahı ve huzuru için çalışacak, projeleriyle, çözümleriyle, liyakatli kadrolarıyla, iş başına gelip, Türkiye’yi düze çıkartacak, İYİ Parti var. Evet, zor günlerden geçiyoruz. Ama karamsarlığa yer yok. Çünkü biz varız. Biz buradayız. Dimdik ayaktayız. Siyaset tarihi, sayısız örnekleriyle doludur ki; Hiçbir kriz, ülkeyi o krize sokan iktidarla aşılmaz. Her kriz, yeni bir umut, yeni bir iktidar demektir. İşte İYİ Parti, o umudun ta kendisidir. Milletimizi dinledik. Sorunları biliyoruz. Çözümlerimiz hazır. Türkiye’yi önce, zam olup yağan, bu ucube sistemden kurtaracağız. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’le, millet iradesini yeniden hakim kılacağız. Millet iradesi neyi emrediyorsa, Türkiye öyle yönetilecek.

İYİ Parti iktidarında; Türkiye, Millet’in Evi’nde, milletiyle birlikte yönetilecek. Nitekim; onlar da, olan bitenin farkında. Abbas’ın yolcu olduğunun, onlar da fakında. Göklerden gelen, o kutlu kararın, onlar da farkında. İşte o nedenle, provokasyonlarından korkalım, susup oturalım istiyorlar. Ama öyle yağma yok! Geçeceksin bu işleri, Sayın Erdoğan. Bu dümenler, bize sökmez. Biz İYİ Parti’yiz. Biz bu günlere, önümüze diktiğin engelleri aşa aşa geldik. Kurduğun tuzakları, boza boza geldik. Seni her fırsatta, kendi oyununda yene yene geldik. Hiç kusura bakmayacaksın. Sen tıpış tıpış gidiyorsun amma, biz kalmaya geldik! 

Ne diyor rahmetli Sezai Karakoç: “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar, mesele kalmayacak. Halbuki, bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.”

Denizli’nin İYİ ve Cesur evlatları! Kimse merak etmesin. Türkiye çaresiz değil. Türkiye çözümsüz değil. Çünkü biz varız. Biz geleceğiz İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem gelecek. Biz geleceğiz milletin sırtındaki keneler düşecek. Biz geleceğiz; milletin hazinesindeki yağma bitecek. Biz geleceğiz; 83 milyon, 5 müteahhitten büyüktür, herkes görecek. Biz geleceğiz; haram hortumları kesilecek. Milletin hakkı, milletin cebine girecek. Biz geleceğiz, adalet gelecek. Biz geleceğiz, liyakatli kadrolar işbaşına gelecek. Biz geleceğiz, huzur gelecek, güven gelecek. Güven istikrarı, istikrar yatırımı, yatırım istihdamı, istihdam da zenginliği getirecek. Bu söylediklerimin hiçbiri hayal değil. Bana inanın. Bereketli topraklarıyla, sanayisiyle, pırıl pırıl gençleriyle, Türkiye’nin önü açık. Yeter ki, önce millet, önce memleket diyenler işbaşına gelsin. Yeter ki, İYİ Parti işbaşına gelsin. Hürriyet ve demokrasi mücadelesinin ilk kıvılcımını çaktığımız Denizli; Her birinize, bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. 5 yıl önce çaktığımız o kıvılcım, bugün memleketin üzerine, güneş gibi doğuyor. İYİ Parti güneşi, güçlü, zengin ve mutlu bir Türkiye ülküsüyle parlıyor. Allah’ın izniyle İYİler iktidara yürüyor! Bu kutlu yolda, Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun."

Anahtar Kelimeler:
Meral AkşenerDenizli
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.